EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI
HARP
Varlığın sebebi olan Cenab-ı Peygamber, el ayak çekildikten sonra cenk meydanını dolaştı, şehitleri ve bu arada kıymetli amcaları Hazret-i Hamza'yı görüp gözyaşlarını tutamadı. Ve mukaddes dudaklarından şu kelimeler döküldü:
- "Hiçbir zaman, senin kadar musibete uğramamış ve uğramayacaktır. Ben, bunun kadar beni gazaplandıran bir yerde durmamışımdır. Ey Allah Resulünün amcası, Ey Allah'ın ve Resulünün aslanı Hamza! Ey hayırlar işleyen Hamza!..
Ey üzüntüleri gideren Hamza,
Ey Resulullah'a koruyucu olan Hamza!
Allah sana rahmet etsin.
İyi bilirim ki, sen, hısım ve akrabalık haklarını gözetir, daima hayırlı işler işlerdin.
Eğer, senden sonra yas tutmak gerekseydi, sevinmeyi bırakıp sana yas tutardım..."
Ve buyurdular:
"Şehitlerin efendisi Hamza İbn-i Abdulmuttalib' dir!".
Peygamberler peygamberinin halası Hazret-i Safiyye de Uhud'a koşup geldi. Ve şehitlerin sultanı Hazret-i Hamza'nın cesedinin başına diz çöktü. Gözleri damla damla yaş olup aktı. Onunla beraber Allah Resulü de ağladı. O sırada Hazret-i Fatıma da geldi. Onunda gözleri pınar oldu. Kâinatın Efendisi, Hazret-i Fatıma ile halası Hz. Safiyye'ye hitaben dediler ki:
- Bana Cebrail (a.s) gelip Hamza b. Abdulmuttalib'in göktekiler katında Allah'ın ve Resulünün aslanıdır diye yazıldığını haber verdi...


