EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI
HARP
O en dehşetli anda sahabelerden Enes b. Nadr (r.a) ileri atıldı ve haykırdı:
- Ey Müslümanlar! Eğer, Allah'ın Resulü öldürülmüş ise, Allah Resulünün Rabbi de öldürülmedi ya! Muhammed (s.a.v) in çarpıştığı dava üzerinde sizde çarpışınız!..
Ve oracıkta ellerini açıp niyaz etti.
- Ey Rabbi Rahimim! Şu Müslümanların yapmış oldukları şeylerden dolayı senden af ve özür dilerim. Şu müşrikleri, Nebiyyi Ekrem'e karşı işledikleri cinayetlerden beni uzak tutman için de sana sığınırım!..
İşte bu şanlı sahabe Bedir cenginde bulunamamıştı. Bedir'den sonra Kâinatın Efendisine gelip şöyle demişti:
- Ey Allah'ın Resulü! Medine dışında bulunduğum için, müşriklerle çarpıştığın ilk gazadan uzak kaldım. Eğer, Allah beni müşriklerle harp meydanında bulundurursa, onlara neler yapacağımı, Allah herkese gösterecektir!..
Cenk sahnesinin ana baba günü olduğu bir demde Enes Hazretleri, Uhud meydanında ilerledi. Sahabi ulularından Saad b. Muaz'ın cenk etmekten vazgeçtiğini gördü ve sokulup ortalığı çınlattı.
- Ey Ebu Amr! Nereye, nereye gidiyorsun? Haydi, kalk, gel ileri atılalım... Varlığımı kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, ben cennetin kokusunu Uhud'un dibinde alıyor ve buluyorum!..
Ve düşman saflarına doğru bir aslan gibi yürüdü. Saad hazretleri arkasından haykırdı:
- Ben de senin yanındayım!..
Enes b. Nadr Hazretlerinin kılıcı şimşek şimşek kâfirlerin beynine iniyor ve safları yara yara ilerliyordu...
Derken Hazret-i Ömer ve birkaç sahabinin oturup ağlaştıklarını gördü ve onlara dedi:
- Neden oturuyor ve ağlıyorsunuz?
Cevap verdiler:
- Nebiler Nebisi şehit edilmiş, ona ağlıyoruz!..
Enes (r.a) büsbütün köpürdü:


