EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI
HARP
Yalçın kayalardan enginlere dökülen sular gibi, okçularda yerlerinden ayrılıp müşriklerin ordugâhına daldılar. Halid b. Velid, bu fırsatı değerlendirdi. Küfür safı gürül gürül çökmek üzere iken bir an için fırsat küfrün eline geçti. Ve artık ırmak tersine döndü. Kureyş süvarileri, tepede kalan okçuları, son neferine kadar şehit ettikten sonra arkadan İslam ordusuna yüklendiler. Müslümanlar şaşırıp kaldılar ve muhakkak bir zafer, bozguna döner gibi oldu.
Kâinatın Efendisi, çözülüş karşısında, son vaziyeti görmek için bir iki adım atınca, küfür sırtlanları dağdan inmiş canavar gibi koşuştular. Yüce Allah'ın Âlemlere "Fahr" olarak gönderdiği Sevgilisini taş yağmuruna tuttular. Allah Resulü'nün alnı, yanağı ve alt dudağı yaralandı ve dünyanın en güzel diş sırasından biri kırıldı. Başlarındaki tulgaya bir kılıç indirdiler. Tulganın iki halkası kesildi ve mukaddes yanaklarına gömüldü. Hz. Ebu Ubeyde, halkayı dişleriyle çekip yanaklarından çıkardı. Müslümanlar düşsün diye yer yer çukurlar kazmışlardı. Taş yağarken Allah'ın Resulü o çukurlardan birine yan üstü düştüler. Hz. Ali (k.v) koşup mübarek ellerine yapıştı, Talha bin Ubeydullah da kucakladı ve ayağa kaldırdılar.
Allah'ın Resulü, elleriyle yüzlerinin kanını silerken, bu işi yapan için:
- Allah seni zelil etsin!, buyurdular.
Allah o lanetlinin üzerine bir dağ keçisini musallat etti. Yabani keçi bu kâfire o kadar boynuz çaldı ki, onu param parça etti böylece ebedi azap diyarına gönderdi.
Allah'ın Resulü kanlarını silerken şöyle buyuruyordu:
- Eğer kanımdan toprağa bir damla düşseydi gökten azap yağardı.
Bir lanetli atılıp Allah Resulü'nün yanında cenkleşen Mus'ab Hazretlerini şehit etti; sonra karanlık ağzını açıp avaz avaz bağırdı:
- Muhammed öldürüldü!
Ortalık büsbütün karıştı. Kılıç şakırtıları, at kişnemeleri, deve iniltileri. Toz, duman, çığlık.
En başta Hz. Ali (r.a) olmak üzere, tam on iki sahabi, varlığın vücut hikmeti Peygamberler Peygamberini korumak için, oklara kendi vücutlarını siper ettiler. Etraflarında et ve kemikten bir hisar meydana getirdiler.
Yine bu arada Peygamberler Peygamberinin şehit edildiği haberi yayılmıştı. Sahabelerin birçoğu çarpılıp kalmışlar, oldukları yere çöküp gözyaşı dökmeye başlamışlardı.


