logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEDİNE DÖNEMİ

NURLU LEVHALAR

Varlığın sebebi olan Aziz Nebi, zaifler ve fakirlerle dolaşır, dileklerini yerine getirmekten çekinmezlerdi.

Hazret-i Hasan (r.a), mini mini bir çocukken, bir gün mukaddes dedesinin yanına geldi. Kâinatın Efendisi secde vaziyetindeydiler. Mini mini Hasan (r.a), Allah Resulünün mübarek sırtlarına bindi.

Bir gün de hutbelerinde, Mescidi Nebeviye'ye mini mininin de küçüğü Hazret-i Hüseyin (r.a), girdi. Yürürken, her adımda bir düşüyordu. Allah Resulünü büyük bir aşkla dinleyenler yavruya el süremiyor.

İnsanlığın Efendisi minberden indiler, Hz. Hüseyin'i kucaklayıp kaldırdılar, yanlarına aldılar ve:

"Mallarınız ve evlatlarınız herhalde sizin için bir imtihandır." Mealindeki ayeti okudular.

Yine bir gün Allah'ın Resulüne Temim kabilesinin ileri gelenlerinden bir adam geldi. Tam o anda, Mukaddes dedesinin huzuruna Hazret-i Hasan da giriverdi. Allah'ın Resulü saadetle tebessüm buyurdular ve mini mini Hasan'ı kucaklayıp öptüler, saçlarını okşadılar, sevdiler.

Bu hali gören adam atıldı:

- Ey Allah'ın Resulü! Benim on tane oğlum var, şimdiye kadar hiçbirini öpmedim.

Rahmet Peygamberi şöyle buyurdular:

"Allah senin kalbinden merhameti çıkarınca ben sana ne yapabilirim?"

Sahabilerden biri cahiliyet devrine ait bir hatırasını anlatıyor.

- Küçük bir kızım vardı. Malumunuz ki; o devirde Araplar kızlarını diri diri gömerlerdi. Ben de öz kızımı kendi ellerimle gömdüm.

O zaman bir çığlık işittim. "Baba!.." Fakat gömmekte devam ettim.

Bunları anlatan birdenbire sustu. Zira Allah Resulü, kerem ve merhametinden dolayı ağlıyordu.

Kâinatta bundan daha dokunaklı bir levha hayal edebiliyor musunuz?

Allah'ın Sevgilisi, topyekün zaman ve mekânın ve bütün mahlûkatın Peygamberi, bir gün de bir kadın gördüler. Çocuğundan ayrı düşmüş. Rast geldiği çocuğu kapıp kucağına alıyor, okşuyor, emzirmek istiyordu.

123456