logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN HİCRETİ

HABEŞİSTAN'A HİCRET

Habeş kralının gözleri hayret ve dehşetle açılmıştı. Hazret-i Cafer'in sözleri gönlüne damla damla inmişti. Gönlünde bir şeylerin kıpırdadığını hissediyordu...

Tatlı ve sıcak bir sesle Hazret-i Cafer'e sordu:

- Ey Cafer! Senin yanında, Allah'tan gelmiş bir şey var mı?

- Evet!..

- Onu bana oku!

- Pekala!..

Hz. Cafer, Euzü Besmele çekip yanık ve içli sesiyle Meryem suresini okumaya başladı:

Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.(Bu), kulu Zekeriya'ya Rabbinin rahmetini anıştır. O, Rabbine gizlice niyaz ettiği zaman demişti ki: "Ey Rabbim, hakikat ben... Benim kemiğim yıprandı. Başımın saçı tutuştu. Ey Rabbim, ben Sana ne dua etmem ( neticesinde) etmişsem bedbaht (ve mahrum) olmadım." ( Meryem Suresi /1-4 )

Habeş kralı Necaşi'nin gözleri yaşlarla doldu. Sakalına doğru inci taneleri gibi yaşlar akıyordu. Rahipler de için için ağlıyorlardı... Gözlerinden dökülen yaşlar kitaplarını ıslatmıştı...

İmanın billurlaşmış nurdan abidesi Hazret-i Cafer de coşkun sesiyle Allah'ın yüce kelamını tatlı tatlı okuyup duruyordu...

Nihayet Necaşi dayanamayıp haykırdı:

- Ey Cafer! Bu tatlı ve güzel kelamdan çokça oku!..

Peygamber elinden ölümsüzlük iksiri içen yüce sahabe bu defa da "Kehf" suresini okumaya başladı...

Kur'an nağmeleri billuri bir ırmak gibi çağlıyor ve Necaşi'yi mest ediyordu... Necaşi, kendinden geçti, canı ululuklara erdi ve en taşkın cezbe haliyle seslendi:

- Vallahi, bu, aynı kandilden fışkıran bir nurdur ki, Musa'da İsa da onunla gelmiştir...

Ve Kureyş müşriklerinin elçilerine dönüp haykırdı:

- Gidiniz, geldiğiniz yere gidiniz! Vallahi, ben, ne onları size teslim ederim; ne de onlara bir kötülük düşünürüm!..

Küfür elçileri boyunları bükük ayrıldılar... Yüzlerinde mağlubiyetin ıstırabı çizgi çizgiydi...

Fakat kin ve hasetleri büsbütün şiddetlenmişti. Amr şöyle dedi:

- Vallahi, yarın onların bir kabahatini Necaşi'nin yanında ortaya döküp köklerini kazıyacağım...

Meryem oğlu İsa'yı bir kul telakki ettiklerini Necaşi'ye ihbar edeceğim.

Ve gerçekten dediğini de yaptı... ertesi gün Necaşi'nin huzuruna çıktı:

- Ey hükümdar, dedi; onlar, Meryem oğlu İsa'ya ağır bir söz söylüyorlar.Onlara adam gönderip İsa için ne söylediklerini sor!..

Necaşi Hazreti İsa (a.s) hakkında Müslümanların fikirlerini öğrenmek için peygamber sahabelerini huzuruna davet etti.

Sahabeler birbirleriyle istişare ettiler:

- Meryem oğlu İsa hakkında size sorarlarsa ne diyeceksiniz?

- Hz. İsa hakkında Allah'ın dediğini, Resulünün bize getirdiğini söyleriz. Bu yolda ne olacaksa olur!

- Pekala, öyle olsun!..

Ve huzuruna çıkarıldılar.

Kral sordu:

- Siz Meryem oğlu İsa hakkında ne diyorsunuz?

İrfan denizine gark din büyüğü Hz.Cafer (r.a) şöyle dedi:

- Biz, Hazret-i İsa hakkında Peygamberimizin bize Allah'tan getirip tebliğ eylediğini söyleriz: "Meryem'in oğlu Mesih İsa, Allah'ın peygamberi, Meryem'e ulaştırıp bıraktığı kelimesidir.(vasıtasız yaratığıdır) ve ondan bir ruh olmaktan başka bir şey değildir."( Nisa Suresi /171)

12345