logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

ALLAH'IN YENİLMEZ ARSLANI HZ. ALİ'NİN BÜYÜK CENGİ

Ve bana dua ettiler. O anda kalbimde korku ve endişenin tek izi kalmadı...

Karanlık ve rüzgârlı bir geceydi... Üzerimize ondan daha korkunç bir gece gelmemişti... Hemen fırladım, kâfirlerin arasına karıştım. Oraya vardığım zaman görülmemiş bir rüzgâr beni uçurmaya başladı... o yarin bir karış dışında o şiddetten eser yoktu... Döndüm. Yolda bir takım atlılar gördüm. Bana seslendiler:

Peygambere haber ver, Allah kafirlerin hakkından geldi!..

Yine o şanlı sahabinin görüp işittikleri; küfür ordusunun başbuğu Ebu Süfyan şöyle bağırıyormuş:

- Ey Kureyşliler! Burası durulacak gibi değil! Devletimiz ve atlarımız kırıldı, gitti!.. Bu rüzgârın ne bela olduğunu görüyorsunuz! Hemen göçüp gidelim... İşte ben gidiyorum... Aklı olan peşimden gelsin..

Allah Resulünün duası:

"Ey Allah! Ey Kur'an gönderen Allah! Ey düşmanlarla hesabı tez (Rabbim!): Sen (Medine önünde toplanan) şu Arap kabilelerini dağıt Allah'ım! Onların topluluklarını kır, iradelerini sars (da yerlerinde tutunamasınlar) Rabbim!"

İşte o gece Nebiyyi Muhterem'den Arş'a yükselen dilek...

Gece...

Ses ve hareketi yutmuş bir gece...

Birden bir kıyamet...

Kasırga... Bir rüzgâr ki, kum denizinin dibine kadar işlemekte, çölü okyanus dalgalarıyla kabarmakta...

Bir kıyamet ki şimşek şimşek düşmanların başında patlıyor. Düşman şaşkın, perişan ve bitkin... Düşman tarafında, at, çadır, silah, ne varsa rüzgâr rüzgâr uçuyor... Develer acı acı bağırıyor. Cihan, ateş şimşekleri gibi yakıcı...

Düşmanın ordugâhı birbirine girdi. Ebu Süfyan ciğerine mızrak saplanmış gibi avaz avaz bağırmaya başladı:

- Haydin, ey Kureyş topluluğu! Durulacak zaman değil!..

Devesinin üstüne zıpladığı gibi o müthiş kasırganın önünde bir yapraktan farksız, Mekke'ye doğru süzülürken herkes onun arkasına düştü. Gökler, müşrikleri Mekke'ye doğru üfleyip duruyor... Kâfirler öyle bir hale geldiler ki canlarını Mekke'ye zor attılar...

123456