EFENDİMİZ (S.A.V)'İN ÇOCUKLUK YILLARI
ALLAH RESULÜNÜN İLK YOLCULUĞU
- Evet, hepimiz geldik. Sadece eşyamızın başında küçük bir çocuk bıraktık. Yalnız o gelmedi...
Buhayra, gözlerini fır fır döndürdü. Dalgın nazarlarını ayrı ayrı herkesin yüzünde gezdirdikten sonra aradığı alameti bulamamış gibi mahsun gözlerini yere dikti ve:
- Ey Kureşliler, dedi; sizden bilhassa bu çocuğu getirmenizi rica ederim..
Nur çocuğun ikinci amcası Haris hemen fırladı. O'nu alıp ziyafet yerine getirdi. Herkes sofranın etrafına dizildi ve Rahibin cömert ikramıyla yemek, zevk, tatlılık, neş'e ve huzur içinde tamamlandı.
Rahibin gözlerinde yıldız yıldız pırıldayan bir ışık... Dudaklarında fevkalade manidar bir tebessüm... Hep nur çocuğu süzüyor, hep o'nu inceliyor...
Yemek faslı bitti. Sohbet, muhabbet... Artık sıra veda ve teşekküre gelmişti ki... Evet, tam o an, rahibin birdenbire, bütün zaman ve mekanın müstakbel peygamberine hitap etiği görüldü:
- Ey çocuk! Sana bir şeyler soracağım! Lat ve Uzza aşkına bana doğru cevap verir misin?
Söyle!
Birden, nur çocuğun sesi şiddetle yükseldi:
- Bana ne sorarsan sor, cevap vereyim. Fakat bana Lat ve Uzza üzerine yemin verme! Benim en ziyade nefret ettiğim, işte bunlar ve benzeri putlar!
Bu cevap, rahip'in merakını büsbütün kamçıladı:
- Öyle ise, dedi; Allah aşkına söyle! Söyler misin?
- Hemen sor, cevaba hazırım!
- Uykun nasıldır?
- Gözlerim uyur, kalbim uyumaz...
Rahip işi derinleştirdi. Nur-u cihana, hususi hallerden ve hayatının bin bir hususiyetinden sual üzerine sual sordu...
Her suale beklediği cevabı aldı. Yüzünde saadet gülleri belirdi, gözlerinde pırıltılar...
Sualler ve cevaplar bitince, büyük bir ihtiramla elini uzattı. Zaman ve mekanın ve bütün mahlukatın peygamberinin elbisesini kavradı ve müsaade istedi:
- İzin verir misin, bir noktaya bakıcağım?
- Bakınız!


