logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN ÇOCUKLUK YILLARI

ALLAH RESULÜNÜN İLK YOLCULUĞU

Ver elini Şam diyarı...

İşte Allah Resulünün ilk yolculuğu...

Yollar taş, yollar kaya,

Yollar, deniz deniz kum...

Gökte fıkırdayan güneş, yerde kızgın taşların arı gibi sokan sivri uçları.Ve uzayıp giden yollar...

İşte bu uzayıp giden yollarda bir kervan... Ve kervanda varlığın sebebi nur çocuk...

İşe bakın ki, bu kervan, ne olduğunu ve içinde neyi götürdüğünü de bilmiyor... Eğer bilmiş olsa, eğer bu sırra ermiş olsa,bir adım dahi ileri atmaz... Zaman ve mekanın peygamberinin mukaddes eteklerine sarılır ve kıyamet sabahına kadar öylece beklerdi...

Ne çare ki, henüz bilen ve hisseden yok...

Fakat bir bilen elbette çıkacak...

Kum denizinde nokta nokta izler... Dere, tepe düz, gidiş...

Ve Şam yakınlarında bir nehrin kenarına kadar ilerleyiş... Nehrin kenarında bir ağaç altı ve karşısında bir ibadethane...

Burada inzivaya çekilmiş, münzevi ve müstağni bir rahip... Bu rahibin o zamana kadar kimseyle düşüp kalktığı, gelip geçenlerle görüşüp konuştuğu görülmüş değil... İsmi "Circis" 'dir. Ve Buhayra diye anılmaktadır...

O anda hak yolu olan dinin tek mümessili...

İşte bu dünyadan ve her türlü dünya alakasından el ve etek çekmiş alim rahip, Ebu Talip'in kervanını görünce ibadethanesinden dışarı fırladı, yüzünde fevkalade tatlılık ve gülümseyişle yolcuların yanına giderek onları yemeğe davet etti:

- Ey Kureyş topluluğu! Sizi yemeğe çağırıyorum... Her, köle, küçük, büyük aranızda kim varsa getirmenizi isterim. Gelmedik kimse kalmasın. Lütfen hepiniz gelin!

Kervandakilerden biri atıldı:

- Vallahi, senin bugün şaşılacak bir halin var. Biz senin yanından gelip geçerdik de böyle bir şey yapmazdın...

- Söylediklerin doğrudur! Siz, bir misafirsiniz. Size ikram etmek istiyorum!

- Teşekkür ederiz. Hep birden geleceğiz...

Tam ziyafet saati gelince Ebu Talip, herkesi topladı; fakat mukaddes yeğeninin küçük yaşta olduğunu düşünerek böyle bir ziyafete iştirak etmeyeceğini ileri sürdü, kalmasını istedi ve kervandakilerle beraber rahibin yanına gitti. Buhayra, kendilerini coşkun bir gönül ve tatlı bir yüzle karşıladı:

- Safa geldiniz! Hepiniz tamamsınız değil mi?

Cevap verdiler:

1234