logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MİRACI

MİRAC

Kısaca: Allah Resulünün mucize saltanatıdır bu...

Bu büyük mucize; Nebiyyi Ekrem'in yükseklikler âlemine urûc etmesi... Derece derece ötelerin sırlarına ermesi...

Ve yüceler yücesi Allah'ı görmesi, Allah'la konuşması, Allah'tan ilahi emirler alması... Vahdet denizine dalıp aşk ve şevk ile bir nur çağlayanı halinde ezeli ve ebedi sultana vasıl olması...

Akıl terazisinin kefeleri bu yükü çekemez. Bunu ancak iman halleder:

Mümine düşen vazife:

- Allah'ın ve Resulünün bildirdiklerine inandım! demekten ibarettir...

Bir yıldızda bir yıldıza nurdan harflerle mahyalandırılacak hakikat budur ki, bunda, Allah'a mekân ve istikamet tayini yoktur...

Ne mekân var anda, ne arzu semâ.

Bütün gönlümüz ve ruhumuzla inanıyoruz ki:

- Miraç mucizesi vakidir. Hem ruhani ve hem de cismanidir. Cisim ve ruh beraber...

Ve ekseri ulemanın görüşüne göre; büyük oluş bir keredir, uyanıklık halindedir ve bir arada hem ruhani ve hem

cismanî olarak...

İsrâ: Lügat manasıyla, gece yürüyüşüne ve yolculuğuna deniyor. Geceleyin gitmek... Büyük oluşun ismi bu...

İsrâ ve Miracın hikmetine gelince, onu da, Kur'ân-ı Kerîm'den ve "İsrâ" suresi ismiyle nâzil olan sûrenin birinci ayetinden öğrenelim:

"Kulunu (Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemi) bir gece Mescid-i Haram'dan (alıp) Mescid-i Aksâ'ya kadar götüren (Zât-ı Celle ve a'lâ her türlü noksanlardan) münezzehtir. (O Mescid-i Aksâ ki) biz onun etrafına (feyz ve) bereket verdik (ve bu gece yolculuğunu) ona (peygambere) ayetlerimizden bazısını gösterelim diye (yaptırdık). Şüphesiz ki O, (asıl) O (her şey'i) hakkıyla işiten, (her şey'i) kelâmiyle görendir."

Şimdi bundan sonrasını bizzat Allah Resulünün hadis-i şeriflerinden nokta nokta süzelim:

12345678