logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEKKE DÖNEMİ

İMAN SELİ BİR ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR

Kureyş müşrikleri deli divane oldu; kimisinin aklı kamaştı, kimisinin vicdanı nasırlaştı... Ne yaptılarsa kâr etmedi... İslam yüce dağlardan kopup gelen bir sel gibi ilerliyordu. Bu selin önüne hiçbir set çekemiyorlardı.Bu gidişlede, başta o an müşriklerin mekkesi, bütün dünyayı dümdüz edeceğe benziyordu... Önüne atılan kaya, taş, toprak, çalı, çırpı, kütük, sürüklenip gidiyordu...

Hâsılı bu müthiş seli durdurmanın imkânı yoktu...

İşte Abdülmuttalib oğullarından Hamza da bu sele kapılmıştı:

- Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed O'nun Resulüdür!

Hamza Nebiler Nebisi'nin amcası, Kureyşin soylularından, pehlivan, bahadır, gözü pek, arslan pençesi bir insan...

Şimdi ona nasıl mani olacaklar, nasıl kanca atacaklar, nasıl işkence edebilecekler?

Bahadırlar bahadırı Hamza'nın Müslüman oluşu Kureyş'i büsbütün çıldırttı.. Nasıl mı?

Şöyle oldu:

Allah'ın Resulü bir gün Safa tepesindeydi. Küfür kuduzu Ebu Cehil de oraya geldi... Önünden geçtiği Kâinatın Efendisine edepsizce hakaret etti. Hiç cevap alamadı... Hadiseye şahit bir cariye, o sırada, tepeden tırnağa silahlı, avdan dönmekte olan Hamza'yı gördü ve:

Ey Umare'nin babası, dedi; kardeşinin oğlu Muhammed'e, Ebu Cehil tarafından yapılanları görmüş olsaydın, hiç dayanamazdın...

Peygamber amcası Hamza'nın gözleri hançer hançer açıldı ve dedi:

- Ne yaptı?

- O'nu şuracıkta buldu, sövüp saydı...

- Peki, kardeşimin oğlu bir şey demedi mi?

- Hayır!

- Bu söylediklerini sen gözünle gördün mü?

- Evet, işte bu gözümle olan biteni gördüm!..

123