logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEKKE DÖNEMİ

ÇILDIRAN KÜFÜR

Eğrildiler, büzüldüler, yumruklarını sıktılar, yine de istediklerini elde edemediler...

Bu defa büsbütün çıldırdılar.

Allah'ın Resulü meydanlarda ne vakit tevhidi şu şekilde:

- İnsanoğulları! Allah size, yalnız kendisine ibadet etmenizi ve hiçbir şeyi O'na ortak koşmamanızı ferman ediyor!

Diye ihtar etse, kuduz kâfir arkasından yetişiyor ve şöyle diyor:

- İnsanoğulları! Muhammed de size atalarınızın dininden dönmenizi söylüyor...Ona inanmayınız!..

Ve Ebu Leheb'in kendi gibi kara vicdanlı karısı, cehennemlik, cehennemde odun hamalı Ümmü Cemil, geceleri dağda, bayırda, dikenli ısırganları toplayıp Kâinatın Tacı'nın geçeceği yollara serpiyor... Allah'ın Resulü hangi noktalara ayak basacaksa o nermin ayaklarına akrep kıskacı gibi ve acıtıcı uçları girsin, kanatsın diye...

Velid bin Mugire adlı kuduruk kâfir de meydan meydan bağırıyor:

- Muhammed bir sihirbazdır!

Kureyş nasipsizleri çığlığı basıyorlar:

- O bir sihirbazdır!

- Şairdir!

- Kahindir!..

Ne tarihin bildiği, ne de insanoğlunun hayal edebildiği bir şenaat...

Mekke müşriklerinin Allah Resulü hakkındaki bütün bu iftiralarını Âlemlerin Rabbi gönderdiği ayetlerle reddediyordu:

"Şüphesiz o Kur'an, kerim bir peygamberin (Allah'dan) getirdiği sözdür. O, bir şair sözü değildir. Siz, pek az inanıp tasdik ediyorsunuz. Bir kâhin sözü de değildir. Siz pek az düşünüyorsunuz. O Âlemlerin Rabbinden indirilmedir. Eğer o peygamber, bazı sözler uydurup bize isnad etmeye kalkışsaydı, elbette biz onu kuvvetle yakalar ve ondan intikam alırdık. Sonra da muhakkak onun kalp damarlarını keserdik, (boynunu vururduk). ( El-Hakka Suresi /40 – 46 )

Ve çileler çölünde Allah'ın Sevgilisi, görülmemiş vakar, heybet ve ihtişamla ilerliyor... Dudaklarında bestelerin en güzel tevhid ahengi, bir an bile durmadan yoluna devam ediyor...

İşte o gün manzara buydu...

Bütün insanlık, insanlığın kurtarıcısına düşmandı...

O günün yürekler parçalayıcı halini şu mısraların ahenginde duyalım:

Cihan başka cihandır, her yanına kan dolmuş.
Ne idiği belirsiz bir sürü insan dolmuş.

Kimi ineğe tapar, kimi mülevves puta;
Histen, idrakten mahrum, nice perişan dolmuş!..

123