logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEKKE DÖNEMİ

ÇILDIRAN KÜFÜR

Bir gün Kureyş nasipsizleri Kâbe'de toplanmış Allah Resulünden bahsediyorlardı. Şöyle diyorlardı:

- Bu adama gösterdiğimiz sabır ve tahammülü, şimdiye kadar kimseye göstermedik! Fikirlerimizi çürüttüğü, adetlerimizi bozduğu, ayinlerimizi ayıpladığı, ilahlarımızı devirdiği ve daha neler, neler yaptığı halde hep göz yumuyoruz!..

Tam o sırada Kâinatın Efendisi Kâbe'ye geldiler... "Hacerü'l-Esved" i öptükten sonra tavafa başladılar...

Kureyş büyüklerinin bulunduğu noktalardan geçerlerken müşriklerde bir hareket oldu. Allah'ın Sevgilisine söz atmaya yeltendiler. O Nebiler Sultanına hayâsızca, edepsizce laflar ediyorlardı. Allah'ın Resulü, bu muameleden çok müteessir oluyor ve teessürlerinin izi mübarek çehrelerinde okunuyordu...

İkinci ve üçüncü geçişlerinde bu hayâsız tecavüz yine tekrarlanınca, Nebiyyi Muhterem durdular ve dediler:

- Hayatım, kudretinin elinde bulunan Allah üzerine söylüyorum ki, ben sizi yok etmek için gönderildim. İşitiyor musunuz, ey Kureyş topluluğu?

Birden, dehşete boğuldular ve ne diyeceklerini bilemediler. Sonra başları önde mırıldandılar:

- Haydi, ey Ebu'l-Kasım! Sen böyle cahilce işler yapmazsın!..

Ertesi gün yine aynı yerde toplandılar.

Bir gün evvelki vaziyetten fena halde hiddetli görünüyorlardı. Birbirlerinin çarpık suratlarına bakıp konuşuyorlardı:

- Biz ne yaptık. Kendisine söylediğimiz sözlere karşılık olarak en ağır tehdit altında bırakıldıkta, yine cezasını veremedik! Yazık, yazık bize! Meğer ne korkak şeylermişiz!..

Garip cilve... Belki ilahi hikmet... Tam o an yine Allahın Sevgilisi geliverdiler... Ani bir hareket oldu. Kureyş büyükleri bir hamlede İnsanlığın Efendisinin üzerine atıldılar. Yakasına, gömleğine yapıştılar:

- Dinimize ve ilahlarımıza dil uzatan sen misin?

Ve şu cevabı aldılar:

- Evet... Bütün bunları söyleyen ve yapan benim! Başkası değil!..

Bu mukabele üzerine büsbütün kuyrukları tutuştu. İçlerinden birisi Âlemin Fahrini kavramak istedi. Niyetleri pek fena görünüyordu. Birden yine Hazret-i Ebu Bekir yetişti, koştu, Allah'ın Resulünü siperledi ve en taşkın vecd içinde haykırdı:

- Ne yapıyorsunuz? Rabbim Allah dediği için O'nu öldürmek mi istiyorsunuz?

Bu, beyinlerine yıldırım gibi hitap karşısında ezildiler. Ebedi hayat müjdecisini bıraktılar, hiçbir şey söylemeyerek gittiler...

Muazzez sahabilerden Abdullah İbn-i Mes'ud (r.a) anlatıyor:

- Allah'ın Resulüyle beraber Kâbe'de bulunuyorduk. Kendileri namaza durdular.

Küfrün başı Ebu Cehil adamlarına seslendi:

- İçinizden biri şu işkembeyi alıp getirsin! Tam secdeye vardığı vakit peygamberlik iddia eden adamın sırtına yerleştirsin!

123