logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEDİNE DÖNEMİ

İHSANIN BU DERECESİ

Bir gün kadının biri, Kâinatın Efendisine güzel bir hırka takdim etti:

- Ey Allah'ın Resulü, dedi; bu hırkayı size getirdim ki, mübarek sırtınıza geçiresiniz!

Allah'ın Resulü hırkaya ihtiyaçları olduğu için onu alıp mübarek sırtlarına geçirdiler. Tam o an biri geldi ve:

- Ey Allah'ın Resulü, dedi; ne güzel hırka! Onu bana ver!

Âlemin Fahri hırkayı hemen üzerlerinden çıkarıp isteyene verdiler.

Âlemde ihsan ve zarafet derecesinin bu kadarı görülmemiştir.

İmam- ı Vakıdi:

Allah'ın Resulü, Huneyn Gazası'nda Saffan'a bir dere dolusu koyun ve deve bağışladı. Bunun üzerine Saffan çığlığı bastı:

- Böyle bir cömertliğe hiçbir nefis katlanamaz; ancak Peygamber nefsi katlanabilir!

Nebiler Nebisi, Saffan'a, bir defa da öyle bir ihsanda bulunmuşlardı ki, ondaki küfür illetine bundan daha tesirli ilaç olamazdı. Nitekim Saffan, bu ilacın tesiriyle İslam'a can attı. Allah Resulünün, hem dünya ölçüsüyle zengin etmeleri, hem de bu yoldan onu cehennem azabından korumaları ve cennete layık kılmaları, şefkat ve merhametlerinin tecellisindendir.

Böyle bir rahmeti bilemeyen insanlık, kahrolmaz da ne yapar.

Bir kere de Allah'ın Resulüne 90 bin akçe getirmişlerdi. Bu parayı hasır üstüne döktüler ve taksim ettiler. Hiçbir ferdin isteği reddedilmedi. Para bitince biri geldi:

- Ey Allah'ın Resulü, dedi; bana da yardım et!

Buyurdular:

- Verecek şey kalmadı. Fakat sen git, pazardan dilediğini al! Parasını biz öderiz!

Adam, sevinç içinde gitti ve pazardan dilediğini aldı.

123