EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEDİNE DÖNEMİ
İHSANIN BU DERECESİ
Kâinatın Efendisinin mübarek huzuruna bir gün yaşlı bir kadın geldi... Ona, latife üslubuyla buyurdular:
- İhtiyar kadınlar Cennete girmez!
Kadıncağızın aklı başından gidecek gibi oldu ve huzurunu kaybetti. Manzarayı gören Allah'ın Resulü tatlı tatlı gülümsediler:
- Çünkü cennete genç halleriyle girecekler!
Kadıncağız, Peygamber muradını açıklayan bu sözden o kadar haz duydu ki, uçacak gibi oldu, saadetinden konuşamadı... Gözlerinde iki damla yaşın pırıldadığı görüldü...
Bir başka gün de, bir kadın gelerek:
- Ey Allah'ın Resulü, dedi; kocam sizi davet ediyor! Allah'ın Sevgilisi tebessüm buyurdular ve dediler:
- O kimdir, şu gözünde beyaz olan adam mı?
Kadın atıldı:
- Hayır, ey Allah'ın Resulü, kocamın gözünde beyaz yoktur!
Kâinatın Fahri:
- Evet, dediler; onun gözünde aklık vardır!
Peygamberler Peygamberinin bu latifelerinde, gözün siyahını çevreleyen aklık anlatılmak istenmişti. Bu aklık ise herkesin gözünde vardır. Ve şaka doğrudur!..
Adamın biri İbn- i Abbas Hazretlerine gelip:
- Allah'ın Resulü şaka eder miydi? Diye sordu. O da:
- Evet, şaka ederdi, dedi.
- Peki, nasıl şaka ederdi?
- Şöyle! Bir gün muhterem zevcelerinden birine geniş bir elbise yaptı ve ona:
"Bunu giy, Allah'a hamdet ve gelin gibi eteğini topla!" buyurdu.
Ebu Hüreyre (r.a) :
- Bir aptal adam vardı. Peygamber aleyhisselamın huzuruna geldi:
- Bana, dedi; binilecek bir deve verin?
Allah'ın Resulü:
- Seni deve oğluna bindireyim mi?
dediler. Adam, Allah Resulünün, kendisine küçük bir deve vermek istediklerini sandı.
- Küçük deve işime yaramazdı!
diye cevap verdi. Bunun üzerine Kâinatın Efendisi buyurdular:
- Büyük deve, devenin oğlu değil midir?
İşte Allah Resulünün latifeleri bu kadar tatlı ve hem de söyledikleri gerçeğin ta kendisiydi.


