logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN HİCRETİ

YOL

Peygamber evinin civarında karaltılar... Hain bükülüşle, hançer hançer bakışlar, etrafı kolluyor... Pencereden göz attıkları odada, Kâinatın Efendisini yatakta biliyorlar... Başına yorganı çekmiş, Huzur ve sükûn içinde uyumakta...

Efendiler Efendisi, hiç ses çıkarmadan kapıdan çıktı... Dudaklarında ve kalplerinde aynı ayet, yerden bir avuç toprak alıp, hain büzülüş içinde bekleşen kâfirlerin yüzüne doğru serpti. Ve metanetle yürüyüp sokağı bitirdi, köşeden saptı ve karanlıklar içinde uzaklaşıp gitti...

Toprağın serpildiği küfür delilerinden hiç biri en küçük bir şey hissetmemiş, sadece görüş ve anlayışlarının perdelenmesiyle kalmıştır. O kadar hissiz ve şuursuz varlıklar haline gelmişlerdir ki, sanki önlerinden bir insan değil, bir rüzgâr, bir gölge, bir buğu geçmiştir...

Muazzez sahabilerden İbn-i Abbas (r.a) diyor ki:

- O gece Allah Resulü'nün saçtıkları topraktan kimin üzerine isabet ettiyse o, Bedir cenginde kılıçtan geçti...

Saadethanenin çevresindeki kâfirler hala kapıdalar. Birden bire içeriye dalmaya cesaret edemeyip biraz daha vaktin geçmesini, ortalığın ışıldamasını ve yatakta farz ettikleri Allah'ın Resulünün uyanmasını beklediler...

Hain kâfirlerin kör gözleri hep pencerede...

Aralarında hiç konuşmadan, nefes bile almadan bekliyorlar...

Uzaktan, tıpkı kendileri gibi kâfirin biri göründü. Küt küt yürüyerek geldi... Ve eliyle yerleştirmiş gibi, hissiz ve duygusuz bekleyen sefillerin önünde durdu. Karanlık ağzını açıp avaz avaz bağırdı:

- Ne bu haliniz? Kimi bekliyorsunuz?

- Sus sus! Ne bağırıyorsun? İçeriden duyulur!

- Duyulacak veya duyulmayacak bir şey yok! Siz söyleyin ne bekliyorsunuz?

- O'nu bekliyoruz!

- Ne yapacaksınız?

- Anı gelince içeri girip işini bitireceğiz!

Karanlıkta, yeni gelen sefil adamın kahkahalarından şimşekler çakmaya başladı. Adam, kâh kah, gülüyordu:

- O, sizin hala beklediğiniz, çoktan çıkıp gitti! Ey sersemler, siz ayakta uyuyun, durun!

Kâfirler dondu.

123