logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN HİCRETİ

HÜZÜN YILI

Evet, Taif işte belalı bir yerdi. Allah'ın âlemlere rahmet olarak gönderdiği Sevgili Resulü, Taifli kabilelerden bu türlü cefa çekmişti... Mukaddes bedenleri kan revan içinde Taif'ten ayrıldırlar... Dönüşlerinde

Rebia oğulları Utbe ve Şeybe isimli müşriklerin bağına can attılar. O kadar bitkin bir haldedirler ki, bağ sahibi kafirlerin bile merhamet duyguları harekete geçti.. Abbas isimli hizmetçilerini varlık nuruna gönderdiler, eline de bir salkım üzüm verip dediler:

- Bunu ona ikram et!..

Nasranî hizmetçi Allah Resulünün huzuruna gelip üzümü verdi... Nebiyi Muhterem (s.a.v)üzümü aldılar

"Bismillahirrahmanirrahim" diyerek yemeye başladılar...

Abbas, Allah'ın Sevgilisinin mukaddes yüzüne bakıp dedi:

- Bu kelimeleri bunların halkı kullanmaz...

Nebiler Nebisi sordu:

- Sen nereden ve hangi dindesin?

- Ninevali bir Nasranî'yim!

- Yunus peygamberin memleketinden ve iyi insanların yerindenmişsin!..

- Sen Yunus'u nerden biliyorsun?

- Yunus benim kardeşimdir. O da benim gibi bir peygamberdi,

Abbas en taşkın cezbe haliyle yere kapanıp Allah Resulünün mukaddes ellerine ve ayaklarına sarıldı ve haykırdı:

- Şehadet ederim ki, Allah bir; ve sen O'nun Resulüsün!..

Bütün bu olup bitenlerden sonra bin zahmetle Mekke'ye döndüler.

Önce kendimizi şu mısraların ahengine bırakalım ve sonra usul usul heceleyelim:

"Serapa nur olur gönlüm, anarken ben, o Miracı,
Beyan etmek değil hatta, tasavvurlar kimin harcı?.."

Evet, bu vadide akıl bile elsiz ayaksız kalır. Hayal ve tasavvur bu sırların inceliklerini anlatmaktan çok uzak...

123