logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

SAHABE ORDUSUNDAKİ HAŞMET

- Ya Halid! Biz sana silah kullanma diye emir vermiştik, ne oldu?

Halid' in boynu bükük, hafif sesle konuştu:

- Ey Allah'ın Resulü, ben elimden geldiği kadar çarpışmaktan çekindim. Fakat kabil olmadı; onlar kılıç çekip hücum ettiler. Mukabele etmek zorunda kaldım. (Hz. Halid'in süvarilerinden iki mücahid şehid edilmişti. O yüzden dâhi kumandan silaha davrandı).

Bu cevap üzerine Allah'ın Resulü buyurdular:

- Allah'ın kazasında hayır vardır!

Tekrar sokak sokak münadiler bağırtıldı:

- 14 şahıstan başka kâfirlerden her kim Kâbe'ye sığınacak olursa emniyettedir. Her kim kendi evine kapanacak olursa emniyettedir.

Eman verilmeyip öldürülmesi emredilen 14 kişiden bir kısmı İslama gelip hayat buldu ve bir kısmı kılıca havale edildi. Bunlara eman verilmeyişinin tek sebebi, cehaliyette İslama ve Allah'ın Resulüne reva gördükleri zulümlerdi. Onun için kendilerine:

- Ya İslamı, ya kılıcı seç! Denilmişti.

İslamdaki rahmete bir bakınız ki, Peygamber amcası Hz. Hamza'nın ciğerini ağzında çiğneyen Hind bile, Allah bir, der demez affa uğradı.

Kâinatın Efendisi arkalarında yumak yumak silahlı askerler, bir yanlarında Sıddık-i Ekber ve öbür yanlarında Üseyd bin Hudeyr, Mekke sokaklarında ilerliyorlar.

Kâbe'nin önünde tekbir getirdiler.

Binlerce sahabinin dilinde ve gönlünde aynı ses:

- Allahu Ekber!

İnleyen dağlar, çınlayan gökler.

1234