EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI
KAZA UMRESİ
Gerçekte bu çığlık, bütün insanoğlunun çığlığıydı:
- Beni bırakma, beni bırakma!
İnsanlık âlemi, mahşeri bir sahada kollarını göklere kaldırmış, âlemlere rahmet olanı, sonsuzluk sarayı merdivenlerinde dalgalanan etekleri arkasından haykırıyor:
- Beni bırakma, beni bırakma!
Bütün varlık yüzü suyu hürmetine yaratılan rahmet Peygamberi, insanlığın haline kim bilir nasıl ağladı?..
Onun nurundan mahrum olan insanlık nedametle başına topraklar saçacaktır. Onu hakkıyla sevenler ve nurunda pervane olanlar ise ebediyetin gerçekler sabahına erecektir.
Bütün beşeriyet, o âlemlere rahmet olanın mukaddes yoluna dizilip şu şekilde feryad ü figan etse yeridir:
Çü sensin bir tabib-i çare-danım ya Resulullah!..."
İnsanlığın Efendisi Mekke dönüşlerinden sonra bir iki seriyye daha tertip edip sahabilerinden bazılarını kâfirler üzerine gönderdiler. İslam cengâverleri geyik bacaklı atlar üzerinde rüzgâr gibi uçup kâfirleri tepelediler.
Bu arada en mühim hadiselerden biri de, üç büyük şahsiyet, Mekke'den çıkıp Peygamber beldesi Medine'ye geldiler ve Allah Resulünün huzurunda İslam dairesine girdiler. Biri Nebiler Nebisi'nin ileride "Allah'ın çekilmiş kılıcı" diye vasıflandıracağı dahi kumandan Halid ibn-i Velid. Diğeri, Arap dâhilerinden Amr ibn-i As. Öbürü de, yine Mekke ulularından Osman ibn-i Ebu Talha. Onların Mekke'den ayrılıp Medine istikametinde yola revan oldukları demde Allah'ın Resulü şöyle buyurmuşlardı:
- Mekke size üç güzide evladını gönderiyor!..
Hicretin 8. yılı Rebiul evvelin onbeş kişilik bir müfrezenin başında Kaab bin Umeyr Hazretleri "Zat-ı Itlah" denilen mevkie gönderildi. Vardılar, her tarafın kâfirlerle dolup taştığını gördüler. Oklar, kılıçlar, mızraklar birbirine girdi. Müthiş bir cenk oldu. Muazzez sahabilerin hepsi şehitlik mertebesine erdi. Yalnız bir tanesi ağır yaralı olarak şehitler arasında upuzun yatıp kaldı. Onu da ölü zannettiler, öylece bırakıp cenk sahnesinden uzaklaştılar. Sonunda yüce Allah'ın inayetiyle kurtuldu. Varlığın sebebi olan Peygamber (s.a.v) haberi alınca çok üzüldüler. Kâfirler üzerine büyük bir kuvvet göndermeyi murad ettiler. Fakat düşman tabana kuvvet kaçıp gitmişti.


