EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI
KAZA UMRESİ
Nebiyyi Muhterem, Safa ile Merve arasını develerinin üstünde tavaf ettiler. Birinci tavaftan sonra kurbanlarını Merve'de kestiler ve dediler:
- Bu makam ve Mekke'nin her bucağı kurban kesilecek yerdir!
Allah'ın Sevgilisi, topyekün zaman ve mekânın ve bütün mahlûkatın Peygamberi Mekke'de üç gün kaldılar.
Bu arada Kureyş kâfirleri, onlara, kargaların güneşe bakışı gibi baktı.
Üç gün henüz dolmuştu ki, Hazret-i Ali'ye başvurdular:
- Ya Ali! Git Efendine söyle. Üç gün geçti, Mekke'yi terk etsinler!
Cenab-ı Ali (k.v), vaziyeti Allah'ın Sevgilisine bildirdi.
Dönüyorlar. Kıyamete kadar çıkmamak üzere Mekke'ye girecekleri güne doğru Mekke'den ayrılıyorlar.
Arkalarında ciğerleri ve yürekleri parçalayıcı bir çığlık. Arkalarından mini mini bir kız çocuğu koşuyor ve çığlığı koparıyor:
- Durun, durun! Amca, amca, beni bırakma!..
Bu çığlığı atan genç kız Allah Resulüyle, yeğeni ve damadı Hz. Ali (k.v) nin amcaları, Uhut şehidi Hazret-i Hamza'nın küçük kızı. Koşuyor, çığlık atıyor, yere kapanasıya, yüzü gözü parçalanasıya koşuyor:
- Amca, amca, beni bırakma!
Gözlerinden iplik iplik yaşlar akan ve içinde kasırgalar kopan Hazret-i Ali'ye de bu yakarış:
- Amca, amca, beni bırakma!
Allah'ın aslanı Hz. Ali (r.a) nefes nefese koşan kızın eline yapıştı onu Hz. Fatıma'nın yanına götürdü ve:
- Al seni, amcanın kızına veriyorum!
dedi. Peygamber kızı ve insanlık hurisi Cenab-ı Fatıma-i Zehra da mini mini kızı alıp devesine yerleştirdi.
Sonradan Hz. Ali, Hz. Cafer ve Zeyd kızı pay edemez oldular.
Hz. Ali:
- Kızı ben alıp getirdim. Benim amcamın kızı.
Hazret-i Cafer:
- Benim de amcamın kızı ve teyzesi benim nikâhımda.
Hazret-i Zeyd:
- Benim de kardeşimin kızı. Ben almalıyım!..
Allah'ın Sevgilisi işi tatlıya bağladılar, kızı teyzesine verip buyurdular:
- Bu hale göre teyze, anne makamındadır!..


