logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

TUZAK

Mekke'de satılan sahabilerden Hz. Hubeyb (r.a) aşk ve vecd adamı ve imanın billurlaşmış nurdan abidesi.

Hubeyb, Mekke Hareminden öldürüleceği yere götürülüyor. Hubeyb'in dudakları harekete geçti:

- Bir lahza! Müsaade ediniz de, boynuma kılıç inmeden iki rekât namaz kılayım!

Bıraktılar Hubeyb hemen yaradanın huzuruna durdu ve namazını tamamladı. Namaz bitince sordular:

- Ey Hubeyb! Şimdi senin yerinde Muhammed olsaydı da seni azad edip O'nu öldürseydik razı olur muydun? Yemin et, doğrusunu söyle!

Hubeyb, iman aynası berrak yüzünü, suali soran kâfire çevirdi:

- Dinle, bak, dedi; Allah üzerine yemin ederek söylüyorum ki, Allah Resulünün mübarek ayağına bir diken batmaktansa ben hayatımı vermeyi, gün ışığından ve çoluk çocuğumdan mahrum kalmayı tercih ederim!

Kâfirler donup kalıyor.

Ebu Süfyan bağırıyor:

- Vallahi ben, Muhammedi, sahabilerinin sevdiği gibi sevebilen, sevmeyi bilen tek insan görmedim!

Sahabi aşkının muhteşem örneği, pırıl pırıl aşk ve iman yüzlü Hubeyb'i vurup şehit ettiler. Dudaklarında ebediyet tebessümleri ile ölümü yudumladı ve öldükten sonra da gülümsemeye devam etti. Ve ölüp de ölmeyenlerin arasına karıştı.

Muhteşem din mazlumu Hz. Hubeyb, Haris'in evinde mahpus iken, evin kadınından, tutunmak için bir ustura istemiş ve almıştı. Bu kadının küçük bir çocuğu vardı. Çocuk, usturayı alan Hubeyb'in yanına gitti ve kadının aklı başından gidecek gibi olup haykırdı:

123