logo

logo

YARADILMIŞLARIN İLKİ

BEKLEYİŞ

Kâinata nereden ve nasıl bakalım?

O an, dünya öyle bir âlemdir ki, ne başı bellidir, ne sonu... Yerle gök, bütün kadrosuyla, bir müjdeci beklemektedir.

Dünya, sıkılmada, daralmada, boğulmada... Dünya ve içindekiler, bir büyük sancının girdabında... İnsanlık günden güne çıldırmakta, feryadı fezayı tutmada... O karanlık devri şiir diliyle şöyle anlatabilirim ancak:

O ki,belâlı devir,
Hayat, zehir mi zehir.
Yüzü siyah bir dünya,
Irmakları kan ve kir...

Gelinlik kız toprakta,
Sırtlan babaya esir...
Çölün canavar ağzı,
İnsan yutuyor bir bir.

Mekke'nin sırtında put,
Ve yığın yığın kâfir...
Bulutlar kara kara,
Güneş gökte misafir.

Ve haşmetli bir âzab,
İniyor zehir zehir...
Kalblere kan oturmuş,
Temizleyemez nehir...

Dudaklar hep kilitli,
Diyemiyor: Allah bir!
İşte öyle bir zaman,
Nasıl çıldırmaz insan?

Artık doğrunun gelmesi nûrun inmesi, insanlığın gülmesi için zaman ve mekân fokur fokur kaynamakta...

Artık ak ak ufuklar bir bekleyişin içinde...

Çöl, uçsuz bucaksız kum denizi... Alev alev yakan ve kavuran güneş, berrak ve yıldızlı semâ...

Her şey O'nu beklemekte, O büyük rahmeti arzulamakta...

Çöl buram buram tüten bir yangın hâlinde haykırmada.. En yırtıcı çığlıklar kadar vahşi ve çıplak tepeler, göklerden gelecek devleti beklemekte... Kumda ceylanların ayak izleri ve çadırında şanlı süvari ve kelebek kanatlı bir hayâl...

Derin, nâmütenahi derin gece, eller tutacak kadar yakın ay, uzaklığın altın noktaları yıldızlar... Ve dizi dizi,elvan insan ve müthiş bir bekleyiş!...

Bu bekleyişin ardından Fil vak'ası:

Nûrun Mekke ve Kâbe istikâmetinde dünyaya iniş ve dünyayı ışık cennetine döndürüş hengâmesini hudutlandıran tarih başı...

İşte o yıl, Yemen valisi Ebrehe, mânevi haşmeti altında ezildiği Kâbe'yi yıkmak sevdasına düştü... Bütün insanlığın muhabbet uçuşlariyle aktığı Kâbe'yi... Kâbe,Hristiyan Ebrehe'nin gözünde tahammül edilemez bir mekân... Kendisinin Yemen'de yaptırdığı haşmetli kilise, Kâbe'nin manevi saltanatına karşı hiçbir varlık gösterememişti... , Kâbe, kâinatın iman beşiği ve bütün gönülleri kendine çeken bir nûr sütunu... Mekke, Kâbe'nin etrafında bir fânus; Kâbe Mekke'nin içinde bir nur...

Ebrehe, kâinatın bu billur âbidesini yerle bir etmek için harekete geçti...

VARLIK NURU'nun dünyaya iniş yılı... Rivayete göre ismet ve iffet sadefi Âmine Hatun'un iki cihan güneşini dünyaya armağan etmesine 50 gün var...

Ebrehe ordusu derya gibi Mekke istikametinde aktı ve gelip Mekke önlerinde göründü... Ordunun önünde bir kocaman fil... Kureyş'te müthiş bir korku...

Abdülmuttalib haykırıyor:

- Ey Kureyşliler! Korkmayın, Kâbe'nin sahibi vardır onu korur. Kimse onu yıkamaz...

Bu arada Yemenli ortalığı talan ediyor; başta Abdülmuttalib'in develeri, önüne ne çıkarsa, eline ne geçerse hepsini sürüp ordusuna katıyor...

Kureyşlilerle bir dağa sığınan Abdülmüttalib, alından alına geçen ve o anda Âmine Hatunda karar kılmış bulunan nûrun bir tecellisine şahit oluyor ve avaz avaz bağırıyor:

- Haydi, dönün, Mekke'ye inelim! Zafer bizimdir!..

Ve tepelerden Mekke'ye iniyorlar. Abdülmuttalib hemen Kâbe'ye koşuyor, Kâbe'nin kapısının halkasına yapışıyor:

- İlâhi, diyor, kul, göçünü, ehlini esirger, korur... Sen de buraya konmuş,dokunulmazlığı tehlikeye düşmüş olanları koru!..

12