logo

logo

YARADILMIŞLARIN İLKİ

YİNE RÜYA VE KURBAN

Ve doğruca Kâbe' ye varıp kur'a attı ve isim düştü:

- Abdullah!..

Kur'a en küçük oğlu Abdullah'a düşmüştü. O da kaderine boyun eğdi... İlâhi tecelliye bakınız ki, kurban olmak Peygamber babası Abdullah' a kaldı... Demek bu fidan boylu, gümüş bedenli güzel genç, kurban edilecek...

Abdülmuttalib, eline bir bıçak aldı, Abdullah'ı bileğinden yakaladığı gibi bir kenara çekti ve boğazlamaya hazırlandı... O ân Kureyş uluları koşuştular:

- Olmaz, yâ Abdülmuttalib, olmaz!

Abdülmuttalib başını kaldırıp sordu:

- Neden olmasın?

Cevap verdiler:

- Biz senin oğlunu bu tarzda boğazlamana razı değiliz!

- Oğul benim değil mi?

- Senin!

- O halde size ne oluyor?

- Şu oluyor, yâ Abdülmuttalib! Aramızda evlât kurban etmek âdeti yerleşir ve önüne gelen, oğlunu nezreder ve Kâbe'ye getirip boğazlamaya kalkar... Sen Rabbinden başka bir yol iste ve onu razı etmeye çalış...

- Nasıl bir yol?

- Duyduğumuza göre Hayber Kalesi'nde yaman bir Yahudi karısı varmış, adı Kutbe'ymiş acayip kâhineymiş... Ona git, sana bir çıkış yolu göstersin...

Zaten cehalet devrinin Arapları, müşkül bir işleri olduğu zaman hemen bir kâhine giderler ve ona danışırlardı... Abdülmuttalib'e de bu yolu göstermişlerdi...

Abdülmuttalib, yanına yakınlarından birkaç kişi alıp Hayber'in yolunu tuttu. Oraya varıp kadını buldu ve olanları bir bir anlattı ve dedi:

- Bize bir yol, bir çâre var mı?

Acûze kazma dişlerini gösteren bir sırıtışla atıldı:

- Elbette var!

- Nasıl?

- Kureyş âdetince bir adamın diyeti nedir?

- On deve...

- Şimdi gidin, on deve alıp Abdullah ile develer arasında kura çekin!.. Kur'a develere düşerse ne âlâ; düşmezse on deve daha ekleyin ve yine kur'a çekin... Kur'a develere düşünceye dek her defa onar onar develeri fazlalaştırın !.. Kur'a develere düşünce de hepsini birden kurban edip bu dâvanın içinden çıkın... Kur'a develere düştü mü Rabbimiz râzı olmuş demektir...

Abdülmuttalib sevinç içinde koştu. Yahudi karısının dediğini harfi harfine yerine getirdi.. Her on deveye bir kur'a... Kur'a her defasında Abdullah'a düşüyordu... Nihayet onuncu tecrübe ve yüzüncü devede kur'a develere isabet etti... Abdullah kurtulmuştu...

Abdülmuttalib, yüz deveyi birden kurban etti... Günlerce insan, kuş, yırtıcı hayvan, develeri yiye yiye bitiremediler.

Abdullah, Allah Resûlünün babasıdır. Aziz ve Celil olan Allah, kulu ve Peygamberi Hazret- i İbrahim'den de oğlunu Hak yoluna kurban etmesini istemişti. Hazret-i İbrahim, durumu mübarek oğluna açınca, oğlu Hazret-i İsmail'den şu cevabı almıştı:

"Babacığım, emrolunduğunu yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın"

Yüceler yücesi Allah'ın hikmetine bakınız ki, asırlar ve devirler geçtikten sonra bu tertemiz sülâleden bir başka baba imtihana tâbi tutuluyordu. Babadan bir evlâdının kurban edilmesi isteniyordu. Bu oğul! da o billûrlardan daha duru ve daha temiz sülâleden olduğunu ispat etmiş, tıpkı dedesi ve ceddi Hazret-i İsmâil gibi Allah'ın yüce emrine boyun eğmişti... Her iki babayı da Allah, sabırlarının ve itaatlarının karşılığı olarak mükâfatlandırdı...

Bunun içindir ki âlemlere rahmet olan sevgili Peygamberimiz:

- Ben iki kurbanlığın oğluyum!..

buyurmuşlardır...

12