logo

logo

YARADILMIŞLARIN İLKİ

YİNE RÜYA VE KURBAN

Asil ve soylu Abdülmuttalib'in bir gece rüyasında önüne heybetli bir adam dikildi ve seslendi:

- Yâ Abdülmuttalib! Muradına erdin... Nezrini yerine getir!

Abdülmuttalib dehşetler içinde uyandı ve hemen bir koç kesti.

Yine rüyada bir ses:

- O kurbandan daha büyüğü olmalı!...

Uyandı ve bir sığır kesti...

Aynı rüya, aynı hâl:

- Daha büyüğü, daha büyüğü!..

Terinden sıçradı; koştu bıçağa sarıldı...

Bir deve kesti...

Fakat yine ihtar:

- Olmaz! Onun daha büyüğü...

Abdülmuttalib haşyetle sordu:

- Daha büyüğü, daha büyüğü, diyorsunuz. Bundan büyüğü nedir?

- Oğullarından biri!... Ahdettin, nezrettin, Allah sana on erkek evlât verdi... Şimdi onlardan birini kurban et!..

Bu tecelliden Abdülmuttalib'in aklı kamaştı ve hayretler içinde kaldı. Ne yapmalıydı?

Nezrini nasıl yerine getirmeliydi. Çünkü Allah'a söz vermişti...

Oğullarını huzuruna aldı ve onlara:

- Oğullarım, dedi; ne dersiniz?

Asil ve soylu çocuklar babalarının emrine boyun büktüler ve dediler:

- Sen bizim babamızsın, hükmüne razıyız. İçimizden kimi istersen kurban et...

Evlâdın hangisine kıyılabilir ki? Hangisi feda edilebilir ki? Ama Allah'a verdiği sözü mutlaka yerine getirmeliydi. Çünkü yüce Allah onun dileğini vermişti...

Bir çare düşündü. Oğullarının ellerine birer ok verdi ve üzerlerine isimlerini yazdırdı...

12