logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEKKE DÖNEMİ

GELEN İLAHİ EMİR

Hazret-i Safiye ve diğer halaları:

- Davet et, dediler; ama sakın Ebu Leheb'i davet edeyim deme! Çünkü o, senin davetine asla icabet edici değildir. Biz nihayet kadınız!..

Hidayet çadırı kurulacak, Allah'ın emriyle uzak yakın herkes bu çadırın altında toplanacak... İslam'ın gönüllere şifa sunan pınarı hiç kesilmemek üzere akıtılacaktı... Allah'ın Resulü bütün bunları ince ince tefekkür ediyordu.

Ve o dem Cebrail geldi ve dedi:

- Ya Muhammed! (s.a.v.) Eğer sen, emir olunduğun şeyi yapmazsan, Rabbin sana azap eder.

Cenab-ı Peygamber, hemen Hazret-i Ali'yi çağırdı. (Başka rivayette Hz. Hatice'yi çağırdı):

- Bize, dedi; bir kişilik et yemeği yap ve bir kap da süt doldur. Sonra, Abdülmuttalib oğullarını bana topla. Onlarla konuşacağım. Emr olunduğum şeyi onlara ulaştıraçağım!

Hazret-i Ali şevkle atıldı:

- Emrin baş üstüne, Allah'ın Resülü!..

Ve yemeği hazırladı, sabahleyin Abdülmuttalib oğullarını Ebu Talib'in evine topladı...

Davetliler, ikisi kadın olmak üzere 45 kişi kadar...

Allah Resulünün bütün amcaları da hazır...

Kainatın Efendisi, bir insanın tek başına yiyebileceği bir kaptaki eti mübarek elleriyle parçaladı ve davetlilere:

- Bismillah, buyurun! dedi. Hepsi ellerini uzattı ve ondan doyasıya yediler. Her birinin ancak, ellerini uzattığı yerlerden azıcık bir kısmının eksildiği görüldü.

Sonra, bir insanın tek başına içebileceği sütü içmeye başladılar. Hayret ve dehşet... Her birisi kanasıya içtiği halde, sanki hiç içilmemiş gibi duruyordu...

Allah'ın Resulü onlara hitap etmeye hazırlanırken, Ebu leheb atıldı:

- Biz, bugünkü gibi bir sihir görmedik!... Arkadaşınız sizi büyük bir sihirle sihirledi...

Ortalık birden donuverdi. Ve kuduz kâfir Allah Resulüne dönüp dedi:

- Bunlar, senin halaların ve amca oğullarındır. Sen, her zaman onlara istediğini söyledin, kendilerini namaz kılmaya davet ettin. Sen, bu sapıklığı bırak... İyi bil ki, senin için kavmin, bütün Arap oymağına karşı koymayı göze alacak değildir. Bütün Kureyş oymakları ile Arap oymakları üzerine çullanmadan, ata oğullarının senin işinin üzerinde durup seni tutmaları hapis ve esir etmeleri gerekir! O, onlara ötekilerden daha kolaydır... Ey kardeşimin oğlu! Ben, atasının oğullarına, gelirken, senin getirdiğin gibi, şer ve kötülük getiren bir kimse görmedim!..

Allah Resulü, o mana dolu nur hep susuyordu. Mübarek gönlü bir kere daha mahzun olmuştu. Konuşma fırsatı bulamadan bu toplantı da böylece sona ermişti...

12