logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEKKE DÖNEMİ

MÜTHİŞ HABER

Nihayetsiz olan mülk seyidi ve Kevser Havuzunun sahibi Cenabı Ahmed (s.a.v) in mukaddes dudakları aralandı ve dedi:

- Sen kaç ilaha tapıyorsun, Husayn?

- Yedisi yerde, biri de gökte olmak üzere sekiz ilaha...

- Başına bir bela gelse, bir zarara uğrasan, başın bir derde düşse hangisine sığınırsın?

- Göktekine...

- Ya malın telef olursa?

- Göktekine...

- Canın tehlikeye girerse?

- Yine göktekine...

- Ya şu olursa, bu olursa?

- Göktekine...

Peygamberler Peygamberi bir an durup tebessüm buyurdular:

- Ya Husayn görüyorsun ki, sadece bir olana sığınıyorsun! Kudreti birde, tek olanda buluyorsun! O sana, yine sence, tek başına, biricik ve eşsiz kudretiyle imdat ediyor. Ya sen ona ibadet ederken başkalarını nasıl olup ta ortak koşuyorsun? O böyle bir şeye razı olur mu sanıyorsun? Sence, hakikat nerede öyleyse?

Husayn'da ne duygu, ne mantık, ne fikir... Kendi sözleriyle kıskıvrak yakalanmış, acıklı bir perişanlık içinde bırakıp duruyor...

Cenabı Peygamber, son fetih okunu attılar:

- Haydi Husayn , İslamiyet'e gel BİR'i bul , bu saçmalıklardan kurtul!..

En ulvi mantıktan üstün Peygamber tavır ve heybeti karşında bir mum gibi eriyen Husayn dudakları kıpırdadı:

- Kavmim ve aşiretim hakkında ne söyleyeyim?

Allah'ın Resulü buyurdular:

- Allah'ım işimi olgunlaştırmanı, doğru yola ulaştırmanı, faydalanacak bilgimi arttırmanı senden dilerim, dersin...

Husayn'ın gözlerinde ışıklar yanıp söndü ve en taşkın bir cezbe haliyle haykırdı:

- Allah bir ve sen onun Resulüsün.

Manzara o kadar yakıcı ve kül ediciydi ki , husayn'ın oğlu İmran atılarak babasına sarıldı ve gözyaşları içinde onun ellerini, ayaklarını öpmeye başladı...

İşte o zaman, vücudu Alemlere Rahmet olan Allah Resulü'nün mübarek gözlerinden birkaç damla yaş pırıldadığını haşyetle gördüler... Nihayetsiz olan mülkün seyidi buyurdular:

- İmran'ın hareketi rikkatime dokundu. Husayn, küfrünü taşırarak gelirken, oğlu ona en küçük saygı ve alaka göstermedi. Baba islama geçince de vazifesini tam yaptı...

Artık Husayn'ın içi dışı ilahi pırıltılarla dolmuş ve sahabeler zincirine dahil olmuştu..

Biraz sonra Husayn, Âlemin Fahrinden izin alıp gitmek isteyince Allah'ın Sevgilisi şöyle buyurdular:

- Kalkın, onu evine kadar uğurlayın!..

Sahabeler, Kureyş büyüğünü uğurlamaya çıktılar. Birkaç dakika evvel put elçisi ve şimdiki Tevhid bayraktarı Husayn, daha kapıdan çıkarken uzaktan onu nasıl uğurlamakta olduğunu gören Kureyşliler , gözleri hayret ve dehşetle açılmış, haykırdılar:

- Onu görmekle, bir kerecik görmekle dinden döndü...

Ve büsbütün alevlendiler... Kin ve adavetleri o nispetle arttı... Artık Müslümanlara hayat hakkı tanımayacaklar ve nerede bir mazlum görürlerse gırtlağına sarılacaklar, böylece Müslümanları kıskaç altına alıp sindirme gayreti güdeceklerdir...

12