logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEKKE DÖNEMİ

ÖMER MÜSLÜMAN OLUYOR

Kureyş'in en büyük kılıç ve kalem abidesi Hattaboğlu Ömer'in islama girişi âlemde mevcut menkıbelerin en güzelini çerçeveler.

Ömer, Hz. Hamza'dan üç gün sonra islama girdi. Hattaboğlu Ömer, öyle sert ve celalli bir ruh taşıyor ki, gölgesinin geçtiği yerde insanlar saf saf.

Yüzlerde ürperti meltemi.

Henüz küfür cephesinde... Düşmanlığı ve kini o derece ileride değil... Yalnız "İslam'a" nefretle karışık bir hiddetle bakıyor, her gün biraz daha taşıyor, fakat esas kararını vermemiş bulunuyor. Kararını verdiği an teşebbüslerin en bedbahtına geçecek, varlığın nurunu Allah'ın Resulünü öldürmek isteyecek, bu işi üzerine alıp yola koyulacak. Bakalım neler olacak neler?

Allah'ın âlemleri kurtarmaya memur ettiği en büyük kurtarıcı, iki Cihan'ın Efendisi, Nebilerin serveri tevhid bayrağını Mekke'de dalgalandırmaya başladılar... Rabbin risaletini tebliğ ediyorlar... Herkes nura hasret kalan herkes, islamın nuruna can atıyor. Hazret-i Ebu Bekir (r.a) ile başlayan nur zinciri, şimdi Hz. Hamza'yı da halkaları arasına almış bulunuyor...

Küfrün başı Ebu Cehil, bahadırlar bahadırı Hazret-i Hamza'nın da Resuller Resulünün safına geçtiğini görünce büsbütün kaygıya düştü. Kureyş büyüklerini toplayıp şöyle dedi:

- Muhammed'in (s.a.v) amcası Hamza'da islamı kabul etti. Şimdilik sayıları az ama bu böyle gitmez! Bu ateş alevlenip hepimizi yakabilir, İslamlık cereyanını ve iman davasını durdurabilmek için Muhammed(s.a.v)'i öldürmekten başka çare kalmamıştır. Dediğim gibi bu işin tek çaresi O'nun vücudunu ortadan kaldırmaktır. O'nu kim öldürürse kendisine 100 baş genç deve veriyorum, ayrıca 40 bin akçe nakit bağışlıyorum!.. Var mı bu işi üzerine alacak bir bahadır? Var mı 100 deve ile çil çil altınlara talip olan?

Toplantı birdenbire kaynar su halinde...

Ömer de orada... Kureyş' in en büyük kılıç ve kalem abidesi Hattaboğlu Ömer narayı basıyor:

- O'nu ben öldüreceğim!

Bu işi Hattaboğlu'ndan başka kimse yapamaz...

- Sahi mi söylüyorsun, ya Ömer?

- Evet!..

Bir alkış bir alkış ki, yer yerinden oynuyor.

12