logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEKKE DÖNEMİ

ALLAH RESULÜNÜN SAFA TEPESİNDEN İLK SESLENİŞİ

Elmas elmas pırıldayan mübarek gözlerle insanları süzüyor... Ve topluluk soruyor:

- Ey Muhammedü'l-Emin! Ne haber var sende?

O dem Kâinatın Efendisi, mukaddes parmaklarını yandaki bir dağın zirve noktasına çevirip tane tane konuşuyorlar:

- Benimle sizin haliniz; düşmanı görünce, ailesini haberdar etmek üzere koşan ve düşmanın, kendisinden önce ailesine yetişip zarar vermesinden korkarak ( Ya Sabahah !) diye haykıran bir adamın haline benzer. Ben, size şu dağın eteğinden veya şu vadiden atlılar çıkacağını veya sabaha, akşama düşman baskınına uğrayacağınızı bildirecek olursam, bana inanır mıydınız?

Kureyş topluluğu hep bir ağızdan haykırıyor:

- İnanırdık! Çünkü sen yalan söylemezsin. Sende şimdiye kadar doğruluktan başka bir şeye rastlamadık!...

Bunun üzerine varlığın sebebi olan Cenab-ı Mustafa (s.a.v ), mukaddes başı vecd içinde yükselmiş, şu taşları eritici, gönülleri yakıcı karşılığı verdiler:

- Öyleyse buna da inanın! Ben Allah'ın Resulüyüm! Size Rabbin risaletini tebliğe, hak dini bildirmeye, sizi kıyamet günüyle korkutmaya memurum! Buna da inanın öyleyse!..

Ey Kureyş topluluğu! Kendinizi, Allah'dan satın alınız. Ben, size Allah'dan gelecek bir zararı ne önleyebilirim, ne de bir fayda sağlayabilirim!

Ey Abd-i Menaf oğulları! Kendinizi, Allah'dan satın alınız!..

Böylece Allah'ın Sevgilisi, Kureyş' in bütün kabilelerine seslenmiş oluyordu...

O an küfür kuduzu Ebu Leheb atıldı:

- İşte Abd-i Menaf oğulları! Ne söyleyeceksen, söylesen a!

Allah'ın Resulü tekrar hitap ettiler:

- Ben size önünüzdeki şiddetli azabın habercisiyim. Aziz ve Celil olan Allah bana, en yakın akrabalarımı ahiret azabı ile korkutmamı emretti.

Sizi:

- "Allah'tan başka ilah yoktur. O, birdir. O'nun eşi, ortağı yoktur!" diye şehadet getirmeye davet ediyorum! Ben de O Allah'ın kulu ve Resulüyüm!...

Söylediğimi kabul ve tasdik ederseniz, cennete gireceğinize taahhüd ve tekeffül ederim. Siz "Lailahe illallah!" demedikçe, ben size ne dünyada bir faide, ne de ahirette bir nasip sağlayabilirim!...

Biraz evvel (sen yalan söylemezsin, sözünde sadıksın ) diyenler şimdi avaz avaz bağırıyorlar:

- Bizi bunun için mi çağırdın?

Ve öfkeyle oradan uzaklaşıyorlar...

12