EFENDİMİZ (S.A.V)'İN HİCRETİ
YOLLAR BOYUNCA
O zaman Medine ve çevresi gayet mamur... Etraf bahçelik, hurmalık... Birbiri üstünde köyler, kasabalar ve cıvıl cıvıl kabileler... Kimin önünden geçseler davet:
- Buyursunlar, ey Allah'ın Resulü!
Varlığın nurunun dudaklarında hayal üstü bir gülümseyiş, buyuruyorlar:
- Bakalım, deve nereye gider! Allah tarafından memurdur!..
Devenin yularını boynuna bırakmışlar, onu kendi haline terk etmişlerdi. Deve, sağına, soluna bakınıp Medine sokaklarında ilerliyor. Bütün şehir cümbüş içinde ve bütün halk ayakta... Cıvıl cıvıl kaynaşan ve saadetten uçan binlerce insan...
Deve, Sehi ve Süheyl isimli iki yetime ait, boş bir yerin önünde çöktü. Biraz sonra kalktı, bir müddet daha yürüdü ve şanlı sahabi Eba Eyyube'l Ensari (Eyyüp Sultan) Hazretlerinin kapısının önünde yine çöktü. Kainatın Efendisi, deve üzerindeler... Deve yine kalktı, ilk çöktüğü yere geldi, tekrar çöktü ve boynunu uzatıp toprağa koydu garip bir ses çıkardı...
- İnşallah konacağımız yer burasıdır!
Muazzez sahabi Eba Eyyüp Ensari (r.a) ilerleyip Peygamberler Peygamberini evine aldı. Allah'ın Sevgilisi alt katta kalmayı tercih ettiler ve o gece orada kaldılar...
O gece Eba Eyyüb ve zevcesi uyumadılar. Nasıl uyusunlar ki, Kâinatın Fahri, onlara ebediyeti bağışlamıştı. Eba Eyyüb zevcesine dedi ki:
- Cebrail'in Allah tarafından vahiy getirdiği Resul, aşağı katta olsunda biz yukarıda olalım; böyle bir şeyi nasıl kabul ederiz!..
Bütün gece uyumadılar ve ızdırap içinde kıvrandılar. Sabahleyin Allah'ın Sevgilisine yalvardılar:
- Ey Allah'ın Resulü! Lütfedip yukarı kata çıkınız ve bizi bu ızdırapdan kurtarınız...
Allah'ın Resulü, kendisine canı gönülden bağlanan bu samimi Müminleri kırmadılar ve yukarı kata çıktılar...
Evet:
Arş'ı okşayan elin her derde derman senin,
Âlem halkı hep Sana bendeder, ferman senin,
Ey Allah'ın Resulü, ey deniz huylu nebi,
Nur, ışık, rahmet kıldı, zatını Rahman Senin!...


