logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN HİCRETİ

NÜBÜVVETİN ONBİRİNCİ SENESİ VAKALARI

MEDİNELİLER

Taif tecrübesinin verdiği hazin üstü hazin bir ders, nihayetsiz olan mülkün seyidi ve Kevser havuzunun sahibi Cenab-ı Mustafa'nın hikmet yuvası mukaddes kalplerine "Medine" ismini büsbütün nakşetmiş bulunuyordu. Cihana saadet bahşeden mübarek gözleri hep ufuklarda...

Bu hicran gecesinin elbet bir gündüzü olacak, elbet Halik-i Azim bir çıkış yolu gösterecek, elbet ufuklardan bir inayet rüzgârı esecek... Hep o anı bekleyip duruyorlar...

Her yıl "Suk-u Ukaz" mevsiminde panayır vaktinde kendilerini Mekke'den dışarı atıyorlar; iplik iplik uzanan yolları gözetliyorlar... Bu yollar garip yolcuların gidip geldiği bitmez tükenmez bir şerit... Bu yollarda kimi görseler nuru yöneltiyorlar ve onların kalp aynalarındaki akislere nazar buyuruyorlar...

Cihan dediğimiz bu varlık, dünya dediğimiz bu evren insanların gözünde ne? İnsanlar bu akıştan ne anlıyor... İnsanlara bunun hakikatini anlatmak için çırpınıyorlar...

İlahi nuru, ebedi hayat nurunu alabilen alıyor, alamayan nasipsizler, nasipsiz nasibinde kalıyor...

Bu ilahi nurun hiç mi sevdalısı yok? Var, hem de günden güne bir ışık çemberi halinde pırıldıyor... Yine o günlerde, yine o devrin Hac mevsiminde bir gün Mekke'den çıktılar. Mekke ile Mina arasında, Mekke'nin kuzeyinde Akabe denilen mevkide Medine'den gelmiş altı kişilik bir topluluğa rastladılar ve dediler:

- Siz kimlerdensiniz?

- Medineliyiz, Hazreç kabilesindeniz!

- Otursanız da size bir şeyler söylesem, olmaz mı?

- Olur!

Medineli saadet yolcuları Allah'ın Resulünün etrafında halka oldular.

Allah'ın Resulü. O mana dolu ilahi müjdeci bunlara İslamı bildirdi ve bir miktar Kur'an okudu. Sonra da dedi:

- Allah'ın dinine giriniz, beni doğrulayınız!

Hazreç, Medine'de büyük bir kabile... Orada yine büyük bir kabile daha var. İsmi, Evs...

Bu iki kabile çoğunluğu elde tutuyordu. Yahudiler onlara nispetle azınlıkta kalıyordu. Aralarında ne zaman bir

çatışma çıksa galip gelen daima bu kabileler oluyordu. Yahudiler o zaman çığlığı basıyordu:

- Merak etmeyin yakında bir peygamber gelecek! Vakit kalmadı, bugün yarın... Biz ona bağlanıp kuvvet bulacağız ve sizin hakkınızdan geleceğiz!..

12