EFENDİMİZ (S.A.V)'İN HİCRETİ
NÜBÜVVETİN ONBİRİNCİ SENESİ VAKALARI
İnsanlığın Efendisi Medinelileri dine davet edince, onlar Yahudilerin sözünü hatırladılar ve Allah'ın Resulünde peygamberlik nişanlarını buldular.
Gönülleri bir ilahi neşeyle doldu ve birbirlerine bakıp dediler ki:
- Yahudiler bizden evvel Allah Resulünün hizmetine kavuşamayacaklar.
Hemen Müslümanlığa can attılar ve en taşkın cezbe haliyle haykırdılar:
- Allah Bir ve Sen O'nun Resulüsün!..
Bunlar, Medineli ilkler, Hazrec kabilesinden ve altı kişi:
Es'ad bin Zürare
Rafi bin Malik
Avf bin Haris
Kutbe bin Haris
Ukbe bin Haris
Cabir bin Abdullah.
Nebiler Nebisi, bunlara dediler:
- Allah'ın risaletini halka bildirmem için bundan böyle yardımcım olur musunuz?
Yalvaran gözlerle ve dağlanan gönüllerle atıldılar:
- Ey Nebiyi Ekrem, ey deniz huylu peygamber! Biliyorsun ki, Medineli iki kabile arasında bir düşmanlık vardır. Nice cenkler olmuş ve düşmanlık son bulmamıştır... Sen bize bu yıl müsaade buyur. Varalım, kabilelerimizin arasına girelim... Belki Yüce Allah sulh nasip eder. Senin bize ettiğin daveti biz de onlara edelim... Ümidimiz o ki, Allah, hepimizi sana yardımcı kılar...
Allah'ın Resulü onları dinleyip:
- Pekala dediler; bir yıl sonra yine buluşalım, yine burada...
Gönüllerine Muhammed (s.a.v.)'in muhabbet damlası düşen yine Müslümanlar şevkle karşılık verdiler.
- Evet, ey Allah'ın Resulü, bir yıl sonra aynı yerde tekrar buluşalım...
Ve ruhları alev alev, yurtlarına döndüler...
Ve varır varmaz dalga dalga yayıldılar. Öyle oldu ki, Hakk'ın Nebisinin haberini duymadık, konuşmadık tek ev kalmadı.
Artık Medine nur yatağı olma yolundadır... Artık Mekke'de fışkıran nur, Medine'de karar kılacaktır...


