logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN HİCRETİ

MURAD GEMİSİ SAADET RIHTIMINA DOĞRU GİDİYOR

Bir bahçivan edasıyla çiçeği yetiştir, dibini sula, kurtlarını temizle, son anda "Al bi kerecik kokla!" denince de koklayamadan gözlerini yum... Hidayet penceresinden bir nefes olsun bakma...

Bu kadar yakınına geldikten sonra işte müthiş uçurum!..

- Ölümden korktu demeyecek olsalardı, diye düşün, fakat asıl Allah korkusunu hesap etme:

- Seni sevindirmek için Müslüman olurdum! De... Davanın aslına inme, işi hatır gönül kadrosunda gör... En çarpıcı levha... Ve yürekler parçalayıcı bir son!..

İhtiyar haminin can kandili ecel rüzgariyle sönmek üzere... Ruhunu teslim ederken dudakları kıpırdar gibi oldu. O zaman Abbas, Allah'ın Resulüne döndü:

- Ey kardeşimin oğlu, dedi; vallahi kardeşim istediğin şehadeti getirdi!

Allah'ın Resulü buyurdular:

- Ben işitmedim!

Evet Peygamberin, hem de Peygamberler Peygamberinin amcası, Allah'ın arslanı ve evliyalar sultanı Hz. Ali'nin babası böylece gitti...

Alemin Fahri, manzaradan o kadar üzüntü duydular ve bütün insanlığa rahmet hazinesi kalplerinde öyle bir ayrılık, öyle bir hicran, öyle bir acı hissettiler ki, amcalarının ardından şöyle buyurdular:

- Ey benim amcam! Allah tarafından yasaklanmadıkça, daima sana mağfiret dileyeceğim!

Fakat ayet nazil oldu:

"Müşriklerin, o çılgın ateşin yaranı (cehennemlik) oldukları muhakkak surette meydana çıktıktan sonra, artık onların lehine, velev hısım olsunlar, ne peygamberin, ne de mümin olanların istiğfar etmeleri doğru değildir."(Tevbe Suresi / 113 )

Ve yüce Allah buyurdu:

"Hakıykat sen ( Habibim) her sevdiğini hidayete erdiremezsin. Fakat Allah kimi dilerse ona hidayet verir"(Kasas Suresi / 56)

İşte insanlığı topyekün saran hikmet ölçüsü...

Alemlerin Rabbinin bizzat şehadetinden sonra, Ebu Talib'in nasıl gittiği artık münakaşa edilebilir mi?

O Ebu Talib ki:

- Muhammed'im! Git dinini istediğin gibi yay, ben sağ oldukça sana kimse dokunamaz...

Diyecek ve gerçekten de her dem mukaddes yeğenini himaye edecek... İmanla arasında sadece bir zar kalacak fakat o zarı Kelime-i Tevhid ok'u ile delip islam'a can atmadan uçurumların uçurumuna yuvarlanacaktır...

Böyle bir insanın nasibi sadece ağlatıcıdır... Böyle bir insana gökyüzü bütün yıldızlarıyla ağlasa bir teselli olabilir mi?

İleride Abbas, Müslüman olacak, gün gelecek Resuller serverinden Ebu Talib'in halini sual edecek ve diyecek:

- Ey Allah'ın Resulü! Amcan (Ebu Talib hakkında) şefaatten seni nasıl bir his alıkoydu? Allah'a yemin ederim ki, o, seni her zaman tecavüzden muhafaza ederdi. Ve senin hesabına düşmanlarına karşı asabileşirdi... (Sana bu kadar şevkat gösteren insanın bu hareketlerinden kazanacağı hiçbir şey yok mu?)

- Şimdi Ebu Talib topuklarına kadar, dibi yakın ateşten çukur içindedir. Eğer benim (şefaatim) olmasaydı muhakkak O, cehennemin en derin çukurunda bulunurdu...

Yine sahabi ulularından Ebu Said el Hudri (r.a) den rivayet edildiğine göre: Nebiyyi Ahir zamanın huzurunda amcası Ebu Talib hakkında hayırhahlığı bahsedildiğinde, Allahın Sevgilisi şöyle buyurmuşlardır:

- Umarım ki şefaatim amcama faydalı olacaktır. Şefaatimle amcam topuklarına çıkabilen ateşten bir çukura konulacak, orada beyni kaynayacaktır. (Sahih-i Buhari)

Bir toprağa iyilik tohumu attın da saadet başaklarını almadığın oldu mu?

Hayır!

İşte mizanda kötülükle beraber, hiçbir iyilik yoktur ki, teraziye girmeyecek olsun...

Şu kadar var ki, kafirlerin iyiliği onları cehennemden kurtaramayacaktır.

12