logo

logo

EFENDİMİZİN GENÇLİK ÇAĞI

PANAYIR

Bu meşhur hitabe, gerçekten, dünya kaldıkça kalacak değerde...

Kuss bin-i Saide, bu muazzam hitabesini verirken, kendisini dinleyenler arasında, işaret ettiği peygamberin bulunduğundan gafildir...

Evet, nihayetsiz olan mülkün seyyidi, Kevser Havuzu'nun sahibi, Allah'ın Sevgilisi, o anda dinleyiciler arasındaydı...

İyad oymağının yücesi Kuss bin-i Saide'yi dikkatle dinliyorlar. Ve bundan, Kuss bin-i Saide habersiz...

İlahi takdire bakınız ki, Allah, insanı hangi sıralara kadar da, hangi sıraların eşiğinde çaresiz bırakıyor? Bütün gökler yıldız yıldız gözyaşı halinde aksa, bu büyük mahrumiyete bir teselli olabilir mi?

Çünkü Kuss bin-i Saide, bir müddet sonra, işaret ettiği peygamberin davet zamanına erişemeden ölecektir.

Hazin üstü hazin bir cilve...

Ve zaman gelecek, Son Resul davetini yapacak, yine İyad oymağının yücelerinden başka biri, Nebiyyi Muhterem'in huzuruna çıkıp Müslümanlığı kabul edecek; ve arkasından Kuss bin-i Saide'ye ait bütün kabileyi imana çekecektir...

Kâinat'ın Efendisi, bu toptan akış karşısında memnun olacaklar, saadet duyacaklar ve soracaklardır:

- Aranızda Kuss bin-i Saide'yi bilen var mı?

Biri atılacaktır:

- Elbette, ey Allah'ın Resulü! Bilmez miyiz? Biz hep onun izinde yürüyenlerdeniz...

Allah'ın Sevgilisi buyuracaklardır:

- Onun, bir zamanlar (Suk-u Ukaz) da, bir deve üzerinde "Yaşayan ölür, ölen fena bulur, olacak neyse olur!" diye okuduğu bir hutbe hiç hatırımdan çıkmaz. Birçok söz daha söylemişti. Hepsi hatırımda kalmış olsa gerek...

Ve en büyük sıddıkiyet ve teslimiyet örneği Hazret-i Ebu Bekir (r.a) ayağa fırlayacak ve:

- Ey Allah'ın Resulü diyecek; ben de o gün aynı yerde bulunuyordum. Kuss bini Saide'nin söylediği sözler, kelimesi kelimesine hatırımda... İzniniz olursa okuyayım...

Peygamberler peygamberi:

- Oku, ya Eba Bekir! diyeceklerdir.

Ve Hazret-i Eba Bekir (r.a) , Kuss bin Saide'ye ait sözleri, başından sonuna kadar ayniyle belirtecektir...

Kuss bin-i Saide'nin kabilesinden biride ayağa kalkıp:

- Ey Allah'ın Resulü, izin var mı? diyecek ve izin alır almaz onun şiirlerinden bir kaçını okuyacak.

Hutbede olduğu gibi, şiirde de, Haşim oğullarından gelecek peygambere ait apaçık delaletler tütmekte olduğu görülecektir.

Aşk ve irfanla çağlayan Kuss bin-i Saide, Bi'set-i Nebevi'den evvel Risalet-i Ahmediyye'yi şu mısralarıyla ilan ediyordu:

Ne garip tecelli ki, Kuss bin-i Saide sözünü ettiği saadetten mahrum kalıyor...

Fakat Âlemlere Rahmet olan Peygamber, onun da imdadına yetişecek ve şöyle buyuracaktır:

- Umarım ki, Allah, kıyamet gününde, Kuss bin-i Saide'yi ayrı ümmet olarak bana gönderir...

Evet, cihanın o karanlık ve belalı günlerinde Tevhid bestesini nağme nağme dilinden düşürmeyen ve şiirleriyle gelecek peygamberi müjdeleyen, fakat kendisi O'na kavuşmadan ebediyet âlemine göçen insanın sonunun ne olabileceği, Allah Resulünün mübarek sözleriyle noktalanmıştır...

Herkesin imdadına yetişen o deniz huylu yüce Peygamber onu mahrum bırakır mı?

Her şeyi Allah ve Resulü bilir!...

Evet:

Ey sevincin aynası, sen kendini karda bil,
Ondan mahrum olanı, ebediyen nar'da bil!

12