EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI
ABDULLAH BİN CAHŞ SERİYESİ
Nebiyyi Muhterem:
- Ben, dedi; size haram olan ayda çarpışmayı emretmemiştim!
Ve ganimet hisselerini kabul etmediler...
Vaziyet, Seriye 'deki sahabelere çok acı geldi. Elleri yanlarına düştü. Mahvolduklarını sandılar... Ve acı gözyaşı döktüler...
- Tövbelerimiz kabul edilinceye dek yerimizden kıpırdamayız!
dediler. İşte bunun üzerinedir ki, âyet nazil oldu:
"Sana haram olan o ay'ı, ondaki muharebeyi sorarlar. De ki: O ayda muharebe etmek büyük (günah) dır. (insanları) Allah yolundan men'etmek, onu inkâr etmek, (ziyaretçilerin) Mescid-i Haram 'a gitmelerine mâni olmak, onun halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük (günâh) dır. Fitne katilden de beterdir. Kâfirler, güçleri yetse, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmalarında devam edeceklerdir. İçinizden kim dininden döner de kâfir olarak ölürse o gibilerin yaptığı iyi işler de dünyada da, âhirette de boşa gitmiştir. Onlar o ateşin (cehennemin) arkadaşlarıdır. Onlar orada (bir daha çıkmamak üzere) ebedi kalıcıdırlar." ( Nisa Suresi / 217 )
Şânı pek yüce olan Allah'ımız, bu fermanı ile Müslümanların korku ve endişelerini dindirdi. Abdullah bin Cahş ve arkadaşları, Allah yolundaki cihadlarından dolayı ecir ve sevaba nâil olmayı murad ettiler ve Allah Resulüne dediler:
- Ey Allah'ın Resulü! Mücâhidlere verilecek ecirden, biz de (gazâmızdan dolayı) umabilir miyiz?
Rahman ve Rahim olan Allah, indirdiği âyette şöyle buyurdu:
Hakikat, iman edenler, bir de Allah yolunda (yurdlarından) hicret edib de savaşanlar (yok mu?) işte onlar Allah'ın Rahmetini umarlar. Allah (mü'minleri) hakkıyla yargılayıcı, (onları) cidden esirgeyicidir. ( Nisa Suresi / 218)


