logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

TAİF GAZASI

Taif, bağ ve bahçesi bol, meyvelik bir yer. Mekke'den iki üç konak mesafede.

Allah'ın Resulü, sekizinci yıl Şevval ayında Huneyn seferinin hemen arkasından Taif üzerine yürüdüler. Yürüyüşe çıkarken, Tufeyl bin Amr'ı civardaki, ağaçtan yontulma bir putu yakmaya memur ettiler:

- Zülkeffeyn'i yıktıktan sonra Taif'e gelip bana yetiş!

Tufeyi gidip putu yıktı ve ateşledi. Tahta heykel alev alev yanarken şu mısraları okudu:

Ey Zülkeffeyn!

Ben sana tapanlardan değilim!

Bizim doğuşumuz seninkinden önce.

İşte kalbine ateş doldurdum; yanıyorsun.

Huneyn gazvesinde ölümden kurtulan kâfirler, Taif kalesine çekilmiş, şehrin tunç kapılarını kapamış, beklemekte.

Kâinatın Efendisi Halid İbn-i Velid'i önce kıtaların başına geçirdi.

İslam ordusu hisara yakın bir noktaya gelip karargâh kurdu. Kâfirler, kaleden ok yağdırmaya başladılar. Kanlı bir ok cengi başladı. Sahabilerden niceleri yaralandı ve on iki kişi şehid oldu. Şehitlerden biri Abdullah bin Ümeyye. Hz. Ebu Bekir'in oğlu Abdullah da yaralılar arasında. Bu yaradan babasının

Halifeliği devrinde şehit düşecektir.

Bu gazada Nebiyyi Muhteremin pak zevcelerine, yan yana iki çadır kuruldu. Allah'ın Resulü, namazlarını bu iki çadır arasında kılıyorlardı. Sonradan oraya "Taif Mescidi" isimli bir ibadethane yapıldı.

18 gün süren muhasara. Ve dayanan, direnen kâfirler. İslam ordusu ilk defa bu gazada mancınık kullandı.

Küfürden gelen oklara nice sahabiler hedef olup yaralanıyordu. Bu hal üzerine Allah'ın Resulü, onların bağ ve bahçelerinin harap edilmesini emir buyurdular. Bağları, bahçeleri yakılıp yıkıldı; fakat düşman inatçı ve surları kalın. Teslim ol çağrısına da yanaşmıyor. Her şey denendi. Kaleden çıkıp teslim olacaklara eman ilan edildi.

On veya onüç kişi hisardan çıkıp aman diledi.

Allah'ın Sevgilisi bunları azad edip sahabilerden birinin yanına verdiler.

İlahi hikmet gereğince, muhasaranın kaldırılması gerekiyordu. Âlemin Fahri, Hz. Ömer'e emrederek oradan göçüp gidilmesini ferman buyurdular.

Böyleyken, sahabiler söylendi:

- Şehid düşmeden nereye gidiyoruz?

Kâinatın Fahri tatlı tatlı gülüverdi. Onları bir gün daha cenkte serbest bıraktılar. Boş yere can kaybından başka bir şey elde edilmeyeceği belli oldu. Ve yine nice sahabi yara aldı.

Peygamberler Peygamberi, tekrar dönülüp gidilmesini irade buyurdular. Bu defa sahabiler sevindi ve hemen yüklerini toplamaya başladılar.

Sahabilerin bu hali Allah'ın Resulü'ne tebessüm ettiriyordu.

12