EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI
HZ. ALİ KAFİRİ YERE SERİYOR
Allah'ın yenilmez arslanı ve evliyalar sultanı Hazret-i Ali'nin kılıcı değdiğini biçiyor, yakıyor, kül ediyor.
Yahudilerde ne his, ne idrak. Kemikleşen ve inatlaşan ruhlar ve kuyruğu tutuşmuş kurtlar gibi, şuursuz, kütle halinde Allahın Arslanına hücum.
Hazret-i Ali (r.a.) orada fır fır dönüyor ve kendisine uzanan başları bir bir düşürüyor.
İslam safından da ileri atılan mücahidler ve bir kıyamet. Kıyasıya bir kapışma. Hazret-i Ali, yine en önde, bir kar makinesinin ilerleyişi gibi, düşmanı yara yara ilerliyor, yolu dümdüz ediyor.
İşte bu andır ki, birden kalkanı elinden uçtu. Yere eğilip onu alabilecek zaman yok. Ne yapmalı şimdi? Beyninde şimşekler çaktı ve hemen önündeki kulelerden birinin eteklerine sarıldı, pençesini attığı gibi duvardaki çelik levhalardan birini söktü ve eline alıp cenk meydanına döndü, bu ağır demir kütlesini siper ve kalkan olarak kullanmaya başladı...
İslam mücahidleri "Allahu Ekber, Allahu Ekber" sesleriyle ufukları inletiyorlar. Bu müthiş manzara karşısında Yahudilerde görülmemiş bir panik.
Canını kurtarabilen kurtarıyor, kurtaramayan kimselerin kellesi buğday başakları gibi yere dökülüyor.
İslam askeri şevk ve imanla, Yahudiler elem ve ızdırapla Hazret-i Ali'yi süzüyor.
Cenab-ı Murteza (r.a) Hayber'de, kahramanlığının, hiçbir kartalın yükselemeyeceği zirve noktasına çıktı.
Zaten varlığın sebebi olan Peygamber müjde vermişti.
- Hayber'in fethi Ali'nin eliyle müyesser olacaktır!..
Ve gerçekten de öyle oldu.
Müslümanlardan 15 şehit. Yahudilerden 93'ü yere serilip azap diyarını boyladı.
İslam hücumu karşısında halkaları sökülen ve gidip gelmeye başlayan koca Hayber kapısını, Allah'ın arslanı Hz. Ali (r.a) bir omuzlayışta devirdi. Sonradan kapının kaldırılıp yerine takılması için yetmiş kişinin çalışması icap etti.
Allah izin verince neler olmaz ki.
O, Allah arslanı ve mana sultanı, Allah dilerse bütün Hayber kalesini bir fındık gibi avucunda tuz-buz edebilecek kerametlerin sahibiydi.
Hâsılı Hayber'de yaman bir cenk oldu. Yahudilerin gizli hazineleri de bulundu ve gömülü olduğu yerden çıkarıldı. Bir de çil çil altınlar.
Allah'ın Sevgilisi, topyekün zaman ve mekânın ve bütün mahlûkatın Peygamberi, Hazret-i Safiye'yi nikâhla aldılar. Safiye yeni gelindi ve Hayber beylerinden birinin kızıydı. Nebiyyi Ekrem'e onun güzel halleri anlatıldı ve mübarek hizmetlerine verilmesini teklif ettiler. Dönüşte, "Sahba" isimli noktaya gelince yemek çıkarıp sahabilerine yedirdiler ve Safiye ile orada buluştular. Böylece Safiye'nin başına ebediyet tacı kondu.


