logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

EBU CENDEL'İN ÇİLESİ

Vakit geçiyor ve Hazret-i Osman (r.a) dönmüyor!

Muazzez sahabiler tam sulh anında bu yeni tecelliden dehşete düştü. Hudeybiye en taşkın heyecan içinde kaynıyor. Hazret-i Osman'ın öldürülmüş olduğu haberi de dalga dalga yayılıyor.

Müthiş bir an. Bütün gönüller heyecan içinde ve gözler Allah'ın Resulü'nde.

Kâinatın Efendisi, bir ağaç altında bütün sahabileri yeni bir bey'ata davet buyurdular:

- Osman iade edilmedikçe son nefesimize ve son damla kanımıza kadar çarpışmaya ahdediyoruz!..

Herkes sıraya dizildi ve elini Nebiler Nebisi'nin eline koydu. Allah'ın Resulü, sağ elini sol eline götürüp:

- Bu Osman'ın bey'atidir! Buyurdular.

Bey'at merasimi derin bir vecd ve heyecan içinde, son nefere kadar devam etti.

Hadiseden haberdar olan Mekkeliler, Hazret-i Osman'ı hemen salıverdiler ve anlaşma yerine geldi.

Aziz ve Celil olan Allah'tan Resulüne hitap:

"Sana hakıyki suretde bey'at edenler ancak Allah'a bey'at etmiş olurlar. Allah'ın eli onların elleri üstündedir." (Feth Suresi / 10. Ayet)

Üst üste binlerce el. En üstünde de Nebiyyi Muhteremin eli. Onun üst mefhumunun da üstünde Allah'ın eli… - Yani yardımı, rahmeti, inayeti-.

İşte Hudeybiye, bütün fethin ilk ve ruhi zirvesini ele geçiren hikmet ve incelik kaynağı bir teşebbüs olarak nihayetlendi. Zahirde Müslümanların aleyhine gibi duran bu tecellinin en parlak bir istikbalden haber verdiği, ilahi fermanla anlaşıldı:

"Biz hakıykat sana (Hudeybiye musalehası ile) apaşikar bir feth (u zafer yolu) açtık." (Feth Suresi / 1. Ayet)

İşte bu ayet-i celile bütün "acaba" ları eritti.

12