logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

EBU CENDEL'İN ÇİLESİ

Müthiş bir hadise oldu.

Mekke'den kaçan, ayakları zincirli vücudu tırmık tırmık yara, Müslüman delikanlı Ebu Cendel Allah Resulünün huzuruna çıkı verdi. Eza ve cefa fırınında pişirilen, çekmediği işkence kalmayan bu Müslüman, o anda Nebiler Sultanı'nın karşısında azametle neticeyi bekleyen Kureyş elçisi Süheyl'in oğlu değil mi? Ebu Cendel, bu hale kâfir babasının eliyle getirilmiştir ve işte şimdi zincirlerini kırıp Mekke'den kaçmış, Hudeybiye'ye can atmış, Kâinatın Efendisine sığınmış bulunuyor. Oğlunu bu vaziyette gören Süheyl'in gözleri kan çanağı. En soğuk dehşet içinde sırıtıyor. Âlemin Fahri ve sahabileri ise, rikkat ve hassasiyetin en sıcağı ile dopdolu.

Sırtlan yürekli kâfir, hançerleyici gözlerle oğlunu tartakladıktan sonra Allah'ın Sevgilisine döndü:

- Bu iş yerinde oldu, dedi; Bakalım ahdinizi tutacak mısınız? Oğlumu bana teslim edecek misiniz?

Ebu Cendel'in ayaklarından gürül gürül kanlar boşalıyor, mahzun mahzun Allah Resulünün mukaddes yüzüne bakıyor.

Ne yapsınlar şimdi? Teslim etseler, bu masum ve mazlum gencin hali nice olur? Etmeseler ahde sadakatsizlik.

Bu davada yine bütün fedakârlık Müslümanlara düşüyor. Hem de, ayakları zincirli, Mekke'den kaçıp gelen Müslüman'a. Masum genç kâfir babaya, yani zulmün eline teslim edilecektir. Çünkü başka çare yoktur.

Sahabiler, ağlayan, inleyen, gözyaşı döken, dövünen ve:

- Beni kâfirlere teslim etmeyiniz! Diye çırpınan Mü'min delikanlı karşısında artık tahammül edemez hale geldiler. Hz. Ömer (r.a), büsbütün köpürdü. Hepside bu masum gencin verilmemesini istiyor. Merhamet ve hassasiyetin esas kaynağı olan cihan Peygamberi, mazlum gence hitap ettiler:

- Sana büyük bir fedakârlık düşüyor! Sabret, dayan, katlan!

Allah sana ve senin gibilere pek yakında kurtuluş ve saadet kapısını açacaktır!

Mazlum ve masum genç, Peygamber hitabındaki ulvi manayı idrakiyle kavradı. Nefsini İslam davasına feda etmekteki değeri anladı, acılarını unuttu, kanlar ve zincirler içinde Mekke yolunu tutmaya razı oldu.

Allah'ın Resulü, Kureyş elçisini alı koydular. Muahedeyi hayâ ve edep incisi Hazret-i Osman (r.a) ile gönderdiler. Mekke'liler, Süheyl'in alı konulup Hz. Osman'ın gönderilmesine şaştılar.

Hazret-i Osman (r.a) ı aralarında tuttular, geriye göndermediler.

12