logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

UHUD'DAN BİR BAŞKA SAHNE

Allah Resulünün şan ve şerefini duyan ve Ona âşık olan biri daha.

İsmi: Vehb

Müzeyne dağından Peygamber yatağı Medine'ye davar getirmişlerdi. Bir de baktılar ki, şehir bomboş. Sordular:

- Halk nerededir?

Cevap verildi:

- Allah Resulü ile Uhud'a gittiler.

- Ne var orada?

- Allah Resulü müşriklerle çarpışıyor!

Vehb'in yüreğine bir ateştir düştü ve birden haykırdı.

- Biz de O'nun izinden gitmek isteriz!

Ve yeğeni ile birlikte, koştular belalı Uhud'a. Vardılar, İslam ile şereflendiler. Cenab-ı Mustafa'nın mukaddes cemalinin nuru ile nurlandılar ve içleri dışları bir anda elmas elmas pırıldayıverdi:

- Allah bir ve sen O'nun Resulüsün!

Savaş bütün şiddetiyle devam ediyordu. Gönlü aşk ve imanla dolan Vehb (r.a), cenk sahnesine süzüldü, kâfirleri devire devire ilerledi ve bir anda ortalık toz duman oldu.

Daha evvelce de belirttiğimiz gibi ırmak tersine döndü. Kâfirler Müslümanları arkadan çevirdiler ve ok yağmuru başladı. İnsanlığın tacı oklara hedef oluyordu ve bir birlik ona doğru adım adım yaklaşıyordu.

Müthiş manzara.

Kezzap gibi gelen oklar.

Allah'ın Resulü buyurdular:

- Şu birliği kim karşılar?

Vehb Hazretleri atıldı:

- Ben, ey Allah'ın Resulü!

Ve hücuma geçti, kafirlerin üstüne ok yağdırdı, hepsini geri püskürttü, sonra Resul-i Kibriya'nın huzuruna geldi.

123