logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

UHUD'DAN BİR BAŞKA SAHNE

Allah'ın Resulü dua ediyorlar:

- Allah'ım! Rahmet et acı ona!..

Allah'ın rahmeti yetişiyor, Allah onu en büyük rütbeyle mükâfatlandırıyor. Vehb Hazretleri, mızraklarla delik deşik edilerek şehid ediliyor.

Bu manzara, Âlemlere rahmet olanın mukaddes kalbini rikkate getiriyor. Vehb'in kanlar içinde yüzen cesedinin başına varıyorlar ve dua ediyorlar:

- Allah senden razı olsun, ben de razıyım senden!..

İşte Uhud, böyle kahramanlar yatağı oldu.

Nihayetsiz olan mülkün seyyidi, el ayak çekildikten sonra cenk meydanını dolaştılar, dudaklarında cennet tebessümleriyle yatan şehitlere bakıp buyurdular:

- Bunların Allah yolunda can verdiklerine ben şahidim Allah yolunda yara alanlar, kıyamet gününde mezarlarından o türlü kalkacaklar ki, yaralarından kan boşanacak; kanları al renkli ve rayihası misk olacak...

Uhud gazasının akşamı batan güneş, tam 70 şehidin başı üzerinden geçti. Bu şehitlerden biri Medine'de şöyle dua etmişti:

- Ya Rab! Bana şehadet nasip eyle! Öyle ki, burnumu ve kulaklarımı kessinler ve sen bana onlar nerede diye sorduğun zaman, Senin ve Resulünün uğrunda kesildi diyeyim!

Evet, böyle dua yapan muazzez sahabinin burnunu ve kulaklarını kestiler, iman aynası berrak yüzünü delik deşik ettiler.

Uhud gazası üstüne perde indiği gecenin sabahındayız. Henüz yaralarının sargıları değişmeden sefere çıkmaya hazırlanan 600 sahabi. Medine'den 4-5 saatlik bir yürüyüş mesafesinde Hamra Esed mevkiine hareket ettiler.

Gaye ne kadar ince: Uhud cenginin bozgunla bitmediği hissini verecek bir gösteri. Defalarca geriye dönmeyi ve Müslümanları topyekün imha etmeyi isteyen düşman,

Müslümanların her zamankinden daha canlı bir halde yürüyüşe çıktığını haber alınca, dörtnala Mekke istikametinde gözden kayboldu.

123