logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN GAZALARI

SENİ BENDEN KİM KURTARABİLİR?

Enmar Gazvesi...

Dasur bin Haris isimli bir kâfir vardı. Kahramanların kahramanı olmak sevdasına düştü. Salebe ve Muharip oğullarından bir çete kurdu. Yıldızları parlamaya başlayan Müslümanlara bahadırlığın ve cengâverliğin ne demek olduğunu göstermek arzusuyla yanmaya koyuldu.

Allah'ın Resulü vaziyeti haber alınca Medine'yi Hazret-i Osman'a bırakarak 450 atlı ile çetenin peşine düştüler. Çete, korkusundan yüksek dağların tepelerine sindi ve Peygamber kafilesini gözetlemeye başladı. Sahabiler Beni Salebe'den birini yakalayıp Allah Resulü'nün huzuruna getirdiler.

Adama teklif edildi:

- İslama gel, kurtuluşa er!

Adam teklifi hemen kabul etti. Onu Hz. Bilal'ın yanına verdiler.

O sırada biraz yağmur yağdı ve Allah Resulünün elbiseleri ıslandı. Allah'ın Resulü yağmur dinince tenha bir yere çekildiler ve elbiselerini çıkarıp kuruması için bir ağaç dalına astılar. Ve bu tenha noktada biraz uzandılar.

Tepelerden Allah'ın Resulünü kollayan bir düşman gözcüsü, hemen reisleri Dasür'a koştu:

- Ne duruyorsun? Koş! Muhammed, İşte şuracıkta, Yapayalnız uzanmış yatıyor!

Teke tek cenkleşmede kendisini cihanın en büyük kahramanı bilen Dasür, kılıcını kaptığı gibi dağdan indi, hiç kimseye görünmeden sürüne sürüne ilerledi ve birden bire Allah Resulünün karşısına dikiliverdi:

- Seni benden şimdi kim kurtarabilir? Diye haykırdı.

Allah Resulü cevap verdi:

- Allah.

Ve hemen ayağa fırladılar.

Dağ gibi bir adam olan Dasür, elinde kılıcı hamle etmek üzere. Allah'ın Resulü, elinde hiçbir madde silahı yok, bir heybet abidesi, başları ulvilik âleminde, Dasür'a doğru şahametle yürüdüler.

Dasür'da hayret, dehşet, ibret. Henüz bir iki adım atmışlardı ki, Dasür'ün gözleri dehşetle açıldı ve elinden kılıç düştü. Kâinatın Resulü yerden kılıcı aldılar ve Dasür'a çevirdiler:

12