EFENDİMİZ (S.A.V)'İN ÇOCUKLUK YILLARI
MEDİNE ZİYARETİ
Mukaddes çocuğun aziz annesi Mekke'ye dönerken o kadar fenalaştı ki, yola devam edemez oldu ve oracıkta ölüm döşeğine uzandı. Can fenerini ölüm rüzgarı oracıkta söndürdü. Şefkat ve rikkat dolu gözlerini, Allah'ın "Sevgilim!" diye yarattığı ve bütün yaratılmışların yaratılışına sebep olan mukaddes oğlunun nur merkezi güzel yüzüne dikmiş, oradan hiç ayrılmaksızın muazzez ruhunu teslim etti. Nur çocuk, ruhunu teslim etmek ve kendisini iki taraflı öksüz bırakmak üzere bulunan biricik annesinin başında telaş ve ıstırapla dolanırken, aziz anne, yaşlı gözleri daima mübarek yavruda, şu gönüller dağlayan mısraları okuyordu:
"Ey çekilen dehşetli ölüm okundan Allah'ın lütuf ve yardımı ile 100 deve karşılığında kurtulan zatın yavrusu!
Ey masum çocuk...
Allah seni mübarek ve devamlı kılsın!
Ey rüyalarda gördüğüm gerçek...
Sen celal ve bol ikram sahibi olan Allah tarafından Adem oğullarına helal ve haramı bildirmeye,
Ve ceddin İbrahim'in dini İslamlığı ihyaya memursun!
Çünkü Allah, İbrahim gibi seni de,
Putlara ve puta tapanlara uymaktan korudu...
Her yaşayan ölür,
Her yeni eskir.
Her yaşlı göçer.
Her çok fena bulur.
Ben de öleceğim;
Fakat senin gibi temiz bir vekil bırakacağım için,
Adım asla ölmeyecek..."
İsmet ve iffet sadefi aziz anne, mukaddes çocuğun gözü önünde sakin ve müsterih yanaklarında göz yaşlarından izler, ebedi uykusunu uyumak üzere gözlerini yumdu...
Allah Resulü anneden ve babadan öksüz kalmakla hamisiz kalmadı. Yüce Allah O'nu bizzat kendi himayesine aldı ve üzerinde hiçbir kul hakkı kalmasın diye böyle oldu...
Ve Allah Teala buyuruyor:
Rabbin, bir yetim olduğunu bilib de (seni) barındırmadı mı?
Aradan yıllar ve çığırlar geçecek büyük dava yolunda Medine'ye hicretlerinde, Allah'ın Resulü, bu ilk gelişlerini hatırlayacak ve buyuracaklardır:
- İşte şu eve konmuştuk; bu böyle, şu şöyle olmuştu...


