logo

logo

ALEMLERİN HÜZÜN YILI

VEDA HACCI

Mekke fethedildi. İslam davası düzlüğe çıktı. İnsanlar bölük bölük, dalga dalga Allah'ın dinine girdi. Mekke'de fışkıran nur bütün kâinatı yıldız yıldız pırıldattı ve artık insanlar ırmak ırmak Allah dininin kapısına doğru akıyor.

Hem nasıl akış?

Suriye'den kıvrılıp Hicaz istikametine sapan ve Yemen'e doğru inen yollar ve bunların dal dal şubeleri üzerinde ne ulvi tenzih şivesiyle Allah demeyen kimse kalmadı.

Her şehir, her kasaba ve her bucakta göklere yükselen ezan sesi. Ve gürül gürül secdeye kapanan insanlar.

Ve nur beldesi Medine yönünde insanları arkalarından iten ilahi bir nefha . İnsanlar, âlemlere rahmet olana kanatlanmış koşuyorlar.

Ve o demde gelen "Nasr Suresi" İlahi bir davetiye mi, bir bilinmez kapının açıldığını mı gösteriyor?..

Fikir iplikleri düğüm düğüm. Bu düğümü çözecek günler ileride.

"Allah'ın nusratı ve Feth gelince, Sen de insanların fevc fevc Allah'ın dinine gireceklerini görünce, hemen Rabbini, hamd ile tesbih (ve tenzih) et. Onun yargılamasını iste. Şüphesiz ki O, tevbeleri çok kabul edendir."

Şanı o en yüce olan Allah, Resulüne:

- Artık bütün işin beni tenzih etmek, bana hamdetmek, benden mağfiret dilemektir. Ben tevbeleri kabul ediciyim! demekte.

Bu ilahi fermanda, Nebiler Nebisinin, vazifesini tamamladığına dair gizli bir işaret var mı?

Evet

Nasıl? Bu işaret, artık dönüş ve gidiş saatinin hazin hazin çalmaya başladığını gösterir.

Allah'ın Sevgilisi, Peygamberlik vazifesini yerine getirmiş ve bütün insanlığı ebediyet caddesine dizip saadet hedefini göstermiştir. Ve artık bu dünyada işi kalmamıştır.

İrfan denizine garkolmuş din büyüğü Cenab-ı Ömer (r.a), sahabilerden birçoğuna bu sureden ne anladıklarını sordu. Herkes ayrı bir mana açtı. O zaman henüz çocukluk devresini yaşayan İbn-i Abbas (r.a) kendisine sorulunca şu cevabı verdi:

- Bana kalırsa bu sure, Allah Resulünün dünyadan ayrılmak üzere olduğunu hissettiriyor. Mağfiret niyazına emir bunu gösterir.

Bu sure nazil olduktan sonra Allah'ın Resulü:

- Sübhanallahi velhamdihi estağfirullahe ve etubü ileyhi demeyi çoğaltmıştır.

O günlerde bir gün Hazret-i İbn-i Abbas (r.a) dudaklarında Nasr suresi, kuytulara sinmiş ağlıyor ve gözlerinden elmas elmas yaşlar akıyor.

O an Kâinatın Efendisi geldiler ve sordular:

- Niçin ağlıyorsun, ey amcamın oğlu?

- Bu mübarek surede, sizin fani âleme veda saatinizin yaklaştığından bir işaret görüyorum!

- Evet, gördüğün gibi!

1234