logo

logo

YARADILMIŞLARIN İLKİ

O GECE MEYDANA GELEN HARİKALAR

İran'da, Kisraların sarayından 12 burç... Birdenbire gürül gürül çöktü.

Ateşe tapanların bin yıldır yanan ocakları... Sönüverdi... Taberiye gölü... Akılları kamaştırıcı bir sarsıntıyla yerin dibine geçti...

Sema ve vadisi... Sanki içinde yüzlerce okyanus varmış gibi kaynayıp taştı ve sular altında kaldı.

Nur-u cihanın dünyaya geldiği demde bütün bunlar...

İlahi tecelliye bakınız:

Kisraların sarayında 12 burç mu çöktü? İşte bu on iki burç, on iki sultanı işaretliyor... Zira İslamın karşısına dikilen Kisralar İmparatorluğu, on iki sultan daha verdikten sonra, iman okyanusu önünde eriyip gidecek ve Tevhid bestesi Kisralar yurdunun semasında gürül gürül çağlayacak...

Ve yine o demde Kabe'de bulunan putlar yüzüstü yerleri öptü... Dünya doğudan batıya dek damar damar bu tecelliden nasibini aldı...

Ve İranlıların kadısı müthiş bir rüya gördü:

Bir sürü azgın deve bir alay cins Arap atıyla beraber, Dicle suyunu geçip İran illerine dalmış...

Kisra ise büsbütün şaşkın... Karşılaştığı bu müthiş hadiselerden öyle ürkmüş idi ki, hemen vezirlerini huzuruna çağırdı, tacını giydi, tahtına oturdu. Başından geçenleri bir bir anlattı.

Farslıların dini lideri, Kisraya:

- Hükümdarım, dedi; Allah size dirlik düzenlik versin. Ben de bu gece bir rüya gördüm...

Ve gördüklerini bir bir anlattı... Kisra,

- Peki, dedi; bu neye işarettir? Şu cevabı aldı:

- Araplar tarafından mühim bir şey vuku bulacağına işaret olabilir.

- Öyleyse çare ne?

- Bir kahine sormak...

- Mesela kime?

- Şam'da, yüz yaşını aşkın, yatalak bir kahin vardır. İşte ona.

Ve hilkat ucubesi kahine gördüklerini anlattılar. Kahin, sönmeye yüz tutan gözlerini aralayıp usul usul fısıldadı; bütün alametleri bir bir saydı ve son demini yaşadığı için:

- Ve olacak olan olur! deyip öteler alemine göçtü...

Sözün kısası:

Dünyaya varlığın manası geldi; dünya yüzü öyle bir güldü, öyle bir feyiz ve bereketlere sahne oldu ki, Arap kabileleri hazinelerini doldurdular... İnsanlığın çehresi birden değişti, irfan pınarları bir ırmak gibi gönül tarlalarına aktı...

Can ve cihan sultanı yeşil ipekler içinde beşiğinde pırıl pırıl nurlar saçarken, gökteki melekler de hayran hayran, Allah'ın "Sevgilim!" diye şan ve şerefini övdüğü son nebinin cemaline bakmaktalar... Zira O'nun ayağının bir tozu, alemin güneşinden daha iyidir... O'nun başı üzerinde, "Sen olmasaydın, sen olmasaydın alemleri yaratmazdım." iltifat-ı İlahiyesinden bir tac vardır... O'nun güzel yüzünün nurlarına alemi ziyadar eden güneş imrenmektedir. Cihanı nurlandıran ay, O'nun çehresinin parlaklığından bahsedicidir...

ESSELAM EY NUR-İ HUDA

Sensin alemlere rahmet,
Sensin Habib, Sensin Ahmed,
Sensin O güzel Muhammed.
Esselam ey nur-i Huda
Olsun Sana canım feda!..

Seni över Cenab-ı Hak,
Zat-ı Şerif'in öyle pak,
Şanına yetmez mi Levlak?
Esselam ey nur-i Huda
Olsun Sana canım feda!

Getirdin Kur'an'ı bize,
O ne hikmet, ne mu'cize?
Akar durur içimize,
Esselam ey nur-i Huda
Olsun Sana canım feda!..

Adem, İbrahim hayranın,
Alemi hep tuttu şanın,
Bitmez kerem ve ihsanın,
Esselam ey nur-i Huda
Olsun Sana canım feda!..

Gülü arar bülbül-i zar,
Sensin misli bulunmaz Yar,
Ümmetlerin ne bahtiyar,
Esselam ey nur-i Huda
Olsun Sana canım feda!

Gülzar-ı Cennettir yüzün,
Melceisin her öksüzün
Şeker gibi tatlı sözün,
Esselam ey nur-i Huda
Olsun Sana canım feda!

logo

AlemlereRahmet.Net © | iletişim

Sosyal medyada bizi takip edebilirsiniz...

  • logo
  • logo
  • logo
  • logo