logo

logo

YARADILMIŞLARIN İLKİ

DOĞAN KİM?

Peygamber şairi Hassan bin Sabit (r.a) den:

- Ben sekiz yaşımda var, yoktum. Medine'de bir sabah vakti... Sokakta deli gibi koşan bir Yahudi gördüm. Yahudi hem koşuyor, hem de avaz avaz bağırıyordu:

- Hey Yahudiler, toplanın!

Yahudiler adamın başına üşüştü. Sordular:

- Ne var, ne diye yırtınıyor, bağırıyorsun?

- Haberiniz olsun, Ahmed'in yıldızı bu gece doğdu! Ahmed bu gece dünyaya geldi!..

Herkes hayret ve dehşet içinde donup kaldı... İsmet ve iffet sadefi Hazret-i Aişe (r.a) anlatıyor:

- Mekke'de oturan bir Yahudi vardı. Allah Resulünün doğdukları gecenin nurlu sabahı, Kureyş büyüklerinin bulunduğu yere geldi ve sordu:

- Bu gece aranızdan herhangi birinin bir erkek çocuğu dünyaya geldi mi?

Dediler:

- Haberimiz yok

Yahudi köpürdü:

- Vallahi, sizin bu kabahatinizden iğrendim!

- Kabahatimiz nedir?

- Bakın ey Kureyş topluluğu! Size ne söylüyorum!

- Ne söyleyeceksen hemen söyle...

- Beni iyi anlayın... Bu gece bu ümmetin en son Peygamberi Ahmed doğdu! Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkar etmiş olayım... Evet, onun sırtında alameti olacak...

Bu sözler Kureyşlileri hayrete düşürmüştü, hemen evlere koştular ve o gece Abdullah'ın, bir oğlu olduğunu haber aldılar... Sırtında da Nebilik nişanı... Çocuğu yüzükoyun çevirdiler. Yahudiye gösterdiler... Yahudi, Peygamberlik nişanını görünce, elleri bir şeyi sıkmak, boğmak ister gibi ileriye uzandı ve gözlerine sanki perde indi.

Haykırdı:

- Ey Kureyş topluluğu! Ferahladınız mı?

- Evet...

- Size öyle bir devlet geliyor ki, güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar zemini bütün yeryüzünü kaplayacak...

O devirde Yahudilerin aralarında alimler çoktu. Kitaplarında Nebiyy-i Muhteremin geleceğini görmüşlerdi.

Yıldızlardan hüküm çıkarma ilminde de ustaydılar... Sonsuzluk Nebisinin ve insanlığın efendisinin geleceği zamanı yıldız hesaplarıyla bulmuşlardı. Zira Allah Resulünün dünyaya gelişlerinde yıldızlar aleminde kuvvetli deliller vardı...

Kureyş'in ulusu ve asıl reisi Abdülmuttalib, mukaddes torununun sevinciyle adeta uçtu. Doğumun yedinci günü, develer, koyunlar kesti. Mekkelilere muhteşem bir ziyafet çekti, şiirler ve kasideler söyledi.

Sordular:

- Ey Kureyş'in büyüğü. Bu ziyafete vesile olan çocuğa ne isim verdin?

- Muhammed...

- Böyle atalarında olmayan bir ismi vermekten muradın ne?

- Muradım şu ki, O'nu yerde halk ve ulvilikler aleminde Hak, pek çok övsün...

Zaten "Muhammed" övülmüş, sevilmiş ve güzelleştirilmiş kimse manasına...

Varlık nuru olan mukaddes yavru, göbeği hakikaten kesilmiş ve hilkaten sünnetli doğdu... Hz. Adem, Şid, İdris, Lut, Yusuf, Musa, Süleyman, Yahya ve Hud gibi peygamberler de sünnetli olarak doğmuşlardı... Allah sevgilisinin sırtında da Nebilik mührü vardı...