logo

logo

EFENDİMİZİN PEYGAMBERLİK YILLARI

ÖRTÜLERE BÜRÜLÜ NEBİ

Bir gün, yine Hira Dağı'ndalar...

Kendilerine uzlet çadırı ve istiğrak sediri olan dağ...

Dağda bir müddet kaldıktan sonra evlerine dönmek üzere hareket ettiler.

Öyle bir an ki, ne bir fısıltı ne bir kıpırdanış...

Allah'ın Sevgilisi, kendi ayak sesinden başka hiçbir şey işitmiyor.

Birden yokuş aşağı inerken, bir ses işittiler. Dönüp baktılar; kimsecikler yok... Ne insan, ne cin, ne kartal, ne güvercin; hiçbir canlı yok...

Ön, arka, sağ, sol, her taraf bomboş, yalnızlık denizinde bir insan!..

Son ihtimal gökler... Mavilik çerçevesi gökler...

Mukaddes başlarını kaldırıp baktılar...

Müthiş...

Vahiy anında gördükleri melek göklerde, göklerin uçsuz bucaksız derinliğinde, bir kürsü üzerine oturmuş, kendisine nazar etmekte...

İnsanı yakıcı, kül edici bir manzara...

Aman Ya Rab, bu ne hal?

Bu defa, baktıkları her noktada aynı meleği gördüler...

Ürktüler, koşarcasına yürümeye başladılar. Hızla kâinatın iman beşiği olan Mekke'ye indiler ve evlerine, mübarek zevcelerinin yanına can attılar...

Ulvi kadın, etekleri mucize sürükleyen mukaddes insanı telaşla karşıladı. Nebiyyi Muhteremin dudaklarından şu kelimeler döküldü:

- Beni örtülere bürüyün, üzerime soğuk su dökün!

Emirleri aynen yerine getirildi...

Allah'ın Sevgilisi, İlahi haşyetin tesiriyle tir tir titremekte. İlahi haşyet, iliklerine kadar mukaddes vücutlarına işlemiş...