logo

logo

EFENDİMİZİN PEYGAMBERLİK YILLARI

NÜBÜVVETİN BAŞLANGICI

[Miladi 610-622]

CEBRAİL 'İN GÖRÜNÜŞÜ

Allah'ın Sevgilisi, Âlemlerin rabbinin kendisini Peygamberlikle şereflendireceği 40.doğum yılında, yine Ramazan ayında Hira'ya çıkmışlardı. O demde, Peygamberler Peygamberinin aklı, fikri, gözü, gönlü, Allah'ın bildireceği büyük hakikatlere hazırlanmış bulunuyordu...

İnsanlığın Efendisi'nin mübarek kalbine büsbütün yalnızlık sevgisi düşmüştü... Nur dağındaki mağaranın derinliklerine ve sessizliğinde yapayalnız kalıyor, Şehre ancak ufak tefek ihtiyaçları için iniyor ve tekrar mağaraya dönüyordu...

Nur yumağı haline gelen mağara onun ömür nefeslerinin sıcaklığı ile doluyordu. O, bir nefes durmadan yüce Allah'a ibadet ediyor ve ilahi tecelliyi bekliyordu.

Miladi 611. yılı şubatına rastlayan Ramazan ayının 15,16. Cumartesi ve Pazar gecelerinde Cebrail adındaki Vahiy meleğinin sesini birden bire kalbinin can kulağında duydu:

"Ya Muhammed (s.a.v)! Sen, Allah'ın Resulüsün!"

Bunun üzerine birden titreyerek iki dizi üstüne çöküverdi...

Hemen evinin yolunu tuttu. Ne var ki, önünden geçtiği her taşın ve her ağacın kendisini selamladıklarını gördü:

Ne düşündükleri nasıl bir his ve fikir denizinde yüzdükleri bizce meçhul... Zira biz, Onun gibi duyamayıp düşünemeyiz, göremeyiz... Sadece içinde sükûtun bir taş gibi donduğu ve bütün fezayı çınlatıcı bir ahenk neşrettiği mağaraya gömülüp, o ışıktan o esrardan, o ilahi tecelliden nasip almaya çalışalım...

Mavi ve dipsiz semanın altında büklüm büklüm zirveleşen ve çukurlaşan Hira dağı...