logo

logo

EFENDİMİZİN PEYGAMBERLİK YILLARI

MÜTHİŞ AN

Melek kaybolur kaybolmaz, Allah'ın Sevgilisi ve insanlığın efendisi, bir dehşete düştüler... Korkudan yüreği titriyordu...

Mağaradan bir nefeste çıktılar... Ne ins var, ne cin... Ne de o biraz önceki melek... Hira Dağı'nın tepesinde yapayalnız bir haldeler...

Dağdan indiler, uçan kuşun gölgesi gibi mesafeleri aşarak kâinatın iman beşiği olan Mekke'ye girdiler. Sadık ve ulvi zevce Hatice-i Kübra'nın kapısına varıp tıkırdattılar...

Kapı hemen açıldı...

Meleğin kucakladığı mukaddes insan, esrarlı haline bakıp hayretler içinde kalan zevcelerine hitap ettiler:

- Beni örtünüz, beni örtünüz!

Şefkatli ve sadık zevce, bütün insanoğluna Allah müjdesiyle gelmekte olan Allah'ın Sevgilisini, olup bitenlerden habersiz, Hiçbir şey sormak ve anlamak cesareti göstermeden şefkat, muhabbet ve itina ile yatağına yatırdı...

Diyar Bekri'ye göre:

Peygamber zevcesi Hazreti Hatice, Allah'ın Resulünü karşıladı. Yüzüne dikkatli baktı. Alnından öptü ve dedi:

- Babam, anam sana feda olsun! Ben, senin yüzünde şimdiye kadar görmediğim bir nur görüyor, sende şimdiye kadar hiç duymadığım bir koku duyuyorum!..

Kâinatın Efendisi:

- Beni örtünüz, beni örtünüz! Buyurdu...

Yatağına yatırılan nur-u cihan hala ilahi haşyet ve heybetle titremekte... Bu hal, dakikalarca sürdü ve nihayet sükûnet hâsıl oldu...