EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MUCİZELERİ
EN BÜYÜK MUCİZE
Velid Bin Mugire, şiir ve kelam sanatında Kureyş'in başıydı.
Bir gün Kainatın Efendisine başvurdu:
- Bana biraz Kur'an oku!
Allah'ın Resulü:
- "Şüphesiz ki Allah adaleti, iyiliği, (hususiyle) akrabaya (muhtaç oldukları şeyleri) vermeyi emreder. Taşkın kötülük (ler) den, münkerden, zulm tecebbürden nehyeder. Size (bu suretle) öğüt verir ki iyice dinleyip anlayıp tutasınız." (Nahl Suresi / 90)
ayetini okudular...Velid bir kere daha okuttu ve haykırdı:
- Vallahi bu kelamın başka bir hallavet ve lezzeti var.
Ve kelimelerin büyücüsü Velid, başını alıp Kureyşlilere koştu:
- İçinizde benden üstün şair yok. Her türlü şiir halini, insan ve cin şiirlerini benden iyi bileniniz yok onun okuduğu kelam bunlardan hiç birisine benzemiyor. Vallahi öyle acayip bir dokunaklığı varki, aklım başımdan gitti...
Nasipsiz kafirlerin işine bakınız ki, Kainatın Efendisine, güya doğru yolu göstermesi için, Rebia oğlu Utbe'yi gönderdiler.
Utbe Allah Resulünün huzuruna vardı ve tekliflerini tek tek saydı. Allah'ın Resulüne bir sürü dünya nimetlerini vaad etti. Peygamberler Peygamberi, Utbe'yi sonuna kadar dinledikten sonra sordular:
- Sözün tamam oldu mu ya Eba Velid?
- Evet...
- Öyleyse şimdi beni dinle!
- Pekala, dinliyorum!
Ve Allah'ın Resulü secde suresini besmeleden başlayarak okumaya başladılar.
Secde ayeti gelince de secde ettiler.
Ve yine buyurdular:
- İşittin mi, ya Eba Velid?
Utbe, hayretler ve dehşetler içinde mırıldandı:
- Evet...
Kainatın Fahri:
- İşte sen ve işte o!
Buyurdular... Adamın aklı kamaşmış, gözleri alabildiğine açılmış, Kureyşlilerin yanına koştu:
- Ey Kureyşliler! Ben ondan öyle bir kelam işittim ki, ömrümde mislini duymadım... ne söz bu söz? Şiir değil, sihir değil, kehanet değil !... Bu adamı kendi haline bırakın ve ona dokunmayın! Bana Kur'an okudu ve Ad ve Semud'un başlarına gelen bela ve musibete dair korkutucu ayete sıra gelince, ben başımıza bir felaket gelmesinden korktum. Bilirsiniz ki O yalan söylemez. Dikkat edin de başımıza bir şey gelmesin.


