logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEKKE DÖNEMİ

İKİ ŞEYE DAVET

Ezelden ebede kadar her gün, bir gün evvelki dünün ve bir gün sonraki yarının Peygamberi ve Allah'ın Sevgilisi nurdan bir abide gibi dikildiler ve dediler:

- Ey Abdülmuttalib oğulları! Ben bütün insanlara, hususiyle size gönderilmiş bulunuyorum!

Ben, sizi, dile kolay gelen, mizanda ağır basan iki kelimeye davet ediyorum ki o da: Allah'tan başka ilah bulunmadığına ve benim de Allah'ın Resulü olduğuma şehadet etmenizdir. Yüce Allah, sizi buna davet etmemi bana emretti. Siz, bu hususta görmediğiniz mucizelerden bazısını da gördünüz.

O halde, hanginiz bu yolda bana icabet ederek vezirim ve yardımcım olur?

Ortalık donuverdi.

Çıt yok...

İçlerinde en küçüğü Hz. Ali...

Cenab-ı Ali ayağa kalktı.

Allah'ın Resulü onu oturttular.

Bir daha kalktı.

Üçüncüsünde Kâinatın tacı, mukaddes elini Hz. Ali'ye uzattı.

Allah'ın aslanı ve evliyalar sultanı topluluğa haykırdı:

- Ey Allah'ın Resulü! Sana yardımcı ben oluyorum. Bu mecliste en küçük olan benim! Belki vücudum bücür, kollarım cılız, bacaklarım sıska... Ama bu halimle ben yine size yardım etmeye hazırım! Haydi, davranın!..

Manzara gerçekten yakıcı ve kül edici... Ulvi olduğu kadar da müthiş!..

Hem de ne müthiş değil mi?

En olgun yaştaki büyükler büyüğünün hayata hayat getiren teklifi karşısında herkes çarpılıp kalıyor. Herkes, taptığı putlardan farksız, hareketsiz, mankafa... Fakat 10 küsur yaşında bir çocuk birden zıplıyor, hidayet yönünü, ebediyet caddesini gösteriyor, kemikleşen ve nasırlaşan inat ruhunu yumuşatmaya çalışıyor, onları teşvik ediyor, İlahi devletin saadet burcuna iletmek istiyor.

Böyleyken evet, böyleyken hâla nasipsizler gözyaşı içinde boğulmuyor...

Hiçbir çare yok; Allah'ın mühürlediği kalbi kimse açamaz...Zift dolu vicdanlara hiçbir silah işlemez...

İmandan mahrumiyet, işte kapkara durum,

Bu felaketli yolun sonu korkunç uçurum!..

Allah'ın Resulu, Cenab'ı Ali'nin elini tuttular... Davetlilerin gülen nazarları altında toplantıya son verdiler...