logo

logo

EFENDİMİZ (S.A.V)'İN MEKKE DÖNEMİ

ÇİLE, ÇİLE, ÇİLE

Kanayan bu insan kafaları. Ur tutmuş beyinler, nasırlaşmış vicdanlar ve kemikleşen ruhlar...

Evet, Kureyş'in hali bu...

Kureyş müşrikleri, Nebiler Nebisine, Hazret-i Ebu Bekir'e ve ileri şahsiyetlere pek fazla bir şey yapamıyordu. Fakat canavar pençesi tırnaklarını müdafaasızların boğazlarına geçiriyordu...

Bu muazzez saadet yolcularını hidayet dininden döndürmek, hiç olmazsa en acıklı sefalet vadilerinde süründürmek istiyorlardı.

İlk Müslümanlardan ve iman kahramanlarından Ammar İbn-i Yasir'in Müslüman annesini tepeden tırnağa didiklediler. Küfür kuduzu Ebu Cehil, mazlum ve masum kadının başına bir darbe çaldı ve onu, cansız yere serdi...

Müslümanlıkta ilk mazlum ve şehit kadın...

Fokur fokur iman kaynayan Müslüman anne, küfürdekilerin karşısına çıkıp, en taşkın cezbe haliyle haykırmıştı:

- Allah'a hamd olsun ki, müslümanım!..

Ve küfür canavarları kurt gibi saldırmışlardı... Ve o masum, Allah yolunda canını sebil etmişti...

Müslümanlık hesabına büyük bir imtihan... Çileler ormanında iman arabasını sürmek ve bu mukaddes çileyi çekmek...

Yılanbaşlı, sırtlan yürekli kâfirler Mekke'yi tutmuş. Yığın yığın kâfir...

Roma sirklerinin yerine Mekke meydanları, parçalayan aslanlar yerine kavuran, eriten, kaynatan güneş...

Sırtlarını, çıplak ten üzerine demir zırhlar geçirilmiş, güneşin bir yanardağ kesildiği bir saatte açıkta bekletilen mazlumlar.

Karşılarında küfrünü kusan binlerce imansız...

Mü'min gönüllerde derin bir tevekkül, teslimiyet, huzur ve emniyet...

Mukaddes yoldan dönen tek kişi yok.